ANASAYFA / Forum Hikayeleri / Bir Tutam Aşk / Bir Tutam Aşk: 5. Bölüm

Bir Tutam Aşk: 5. Bölüm

5.Bölüm


Levent merdivenlerden çıkarken Naz’ın “Baba…sen misin?” dediğini duyunca bir iki adım inip konuşmasına kulak misafiri oldu.Bu sırada Leyla hanım ve İkbal içeri girmek için hazırlanıyorlardı.Kapıyı açıp içeri girdiklerinde telefonla konuşan Naz’ı gören Leyla hanım “Naz bu saatte kiminle konuşuyorsun Allah aşkına” diye sorunca ne yapacağını şaşıran Naz annesinin tepkisinden çekindiği için “yanlış numaraymış” dedikten sonra istemeyerekte olsa telefonu kapatmak zorunda kaldı.Levent aşağıya doğru bakarak durumu anlamaya çalışırken Murat “Gelmiyor musun? Birşey mi oldu?” diye sorunca kendine geldi. Odaya girdiklerinde Murat’a “Yanlış anlamadıysam Naz…az önce Salih amca ile konuştu.Aslında pek konuştu da sayılmaz” dedi.Duyduğu şey karşısında sinirlenen Murat “Bu adam neden beni dinlemiyor.Ben beklemesini söylemedim mi! Yine her zamanki gibi ben toparlamaya çalışırken o da herşeyi mahvedecek” dedikten sonra aşağıya inmek için odasından çıktığı sırada telefon tekrar çaldı bu sefer Murat yetişemeden telefonu Leyla hanım açtı.”Buyrun kimi aramıştınız? Kim? Engin sen miydin? Evet Naz’dı tanımadı mı seni şaşkın kız…” diye konuşurken Naz hayal kırıklığı ile Murat ise ortada bir sorun olmamasının rahatlığı ile yukarıya odalarına çıktılar. Naz üzgün bir şekilde “Arayanı o sandım…ama değilmiş” deyince Murat her ne kadar kızgında olsa rahatlatmak adına “Merak etme onunda zamanı gelecek hadi sen odana git.” diyerek kardeşini teselli etmeye çalıştı.Murat odasına girdiğinde henüz telefonunu kapatmış olan Levent ailesininde İstanbul’a yerleşeceğini ve onlar gelene dek bir ev bulması gerektiğini söyledi heyecanla. Murat pazartesi günü babasının yanında iş başı yapacak olan Levent’e isterse bu konuda yardımcı olabileceğini söylerek yapacaklarını planlamaya başladılar.
Evin ışıkları sönmüş tüm aile odalarına dağılmış günün yorgunluğuyla uykuya dalmıştı.Ertesi sabah Naz saat 07:30’da çalan alarmların sesiyle uyandı.Yattığı yerden tek gözüyle seslerin nereden geldiğini anlamaya çalışırken bir yandan da kalkmasını gerektirecek bir durum olmadığı için alarmların çalışına bir anlam veremiyordu.En sonunda dayanamayıp “Şaka mı bu? Kim koydu bu saatleri buraya” diyerek önce başucundaki saati ardından masanın üzerindekini en sonunda ise şifonyerin üzerinde duran saati kapattı tam yerine koyarken bir fincan sütlü kahve eşliğinde not olduğunu farketti


“Kalk uyku tulumu! Dün gece için bana borçlusun seninle işimiz var hemen hazırlan…Biricik abin Murat” Biricik mi? Ooops başım belada sanırım” diyerek kağıdı buruşturup çöpüne atan Naz abisinin bu hareketinin altından birşey çıkacağını biliyordu ama yinede hazırlanıp aşağıya indi.Tüm aile kahvaltıda gülüp eğleniyor sohbet ediyordu.İçeriye girip herkese “Günaydın” dedikten sonra Murat’ın başına geçti bir yandan abisini sıkıştırıp ne yapacaklarını soruyor bir yandan da üstün körü kahvaltı ediyordu. Leyla hanım daha fazla dayanamayıp “Naz kızım otursana Allah aşkına dikildin abinin başına” diye çıkışsa da Naz hiç istifini bozmadan “Biricik abim Murat ile işimiz varmış anne.Bende emir kuluyum sonuçta abiciğim ne derse o” diyerek gülümsedi. Leyla hanım bu gereksiz kibarlık karşısında şaşırmıştı. “Hayırdır hayır olsun.Bu günlerini de gördüm ya birşeycik istemem artık” diyerek şaşkınlığını belirtti. Kahvaltısını bitiren Murat bir yandan ayağa kalkarken bir yandan Naz’a seslendi “Hadi şımarık yürü o zaman çıkalım halledelim işimizi” Naz son lokmasını ağzına attı ve masadan bir dilim ekmek daha alıp küçük bir sandviç yaparken Murat “Bu ne kızım piknik yapmaya mı gidiyoruz ” şeklinde söylenince “Ne bileyim nereye gidiyoruz yemek var mı su var mı ne bileyim?Hem aç açına çıkarsam şekerim düşer benim” diyerek Murat’a çıkıştı. Murat ise kardeşinin bu komik haline gülerek Levent’e dönüp “Şuna bak sanki 60’lık teyze olmayan şekeri çıkacakmış hanımefendinin” dedi. Leyla hanım İkbal’e “30 saniyelik saadet bu olsa gerek.Birbirlerine girmeden rahat edemiyor bu çocuklar” diye sitem edince Naz annesini öperek “Bizde öyle anlaşıyoruz anne ne yapacaksın artık.Ben alıştım gördüğün üzere hiç muhattab olmuyorum” dedi ve üçü birlikte söylene söylene evden çıktılar…


-Eee nereye gidiyoruz söyleyin bakalım?
-Yaşattığın doğumgünü faciasından sonraki en insaflı cezanı çekmeye gidiyorsun
-Ya ben onu geçtik sanmıştım.Geçmedik mi?
-Hayır canım söylediğim gibi bu en basit cezan olacak tüm gün bizimlesin ve ne dersem yapacaksın itiraz hakkın da yok
-Valla siz benim yol erzağımı aşımı suyumu verdikten sonra sorun olmaz ben gezmeyi severim.Bana da bir değişiklik olur hem.
-Yok canım öyle yan gelip yayılmak.Ev bakmaya gidiyoruz
-Af buyur ne?
-Duydun işte uzatma
-Siz ikiniz ayrı eve çıkmaya niyetliyseniz eğer baştan söyleyeyim annem hayatta razı gelmez haberin olsun.
-Bize değil Levent’lere bakıyoruz
-“Lere” derken?
-Murat şunu söylemek istiyor Naz.Annemler İstanbul’a dönmeye karar verdiler.Ve benim onlar dönmeden önce bir ev ayarlamam lazım.
-Şöyle adam gibi söylesenize ya bende dedim ne oluyor
-Şişşt Naz çirkinleşme büyüklerine
-Peki “biricik” abiciğim.Eee ben niye geldim o zaman.
-Öff amma laf ettin ya. Üç koldan arayacağız işte bugün bu işi halletmemiz lazım.
-Hmmm ben olmadan birşey beceremezsiniz doğru benim üstün ikna kabiliyetime ihtiyacınız olacak sizde haklısınız tabi…
-Yandık iyiki işimiz düştü. Levent’in annesi biraz bu konuda titizmiş o yüzden bir kadın gözüne ihtiyacımız var.Ama şunu da söyleyeyim bugün performansından memnun olursak hele ki evi de tutarsak sana çok mutlu olacağın bir sürprizim olacak ona göre kararını ver.
-Neymiş o? Hem ne olduğunu söylersen daha bir şevk ile size iştirak ederim
-Laflara bak. Olmaz ödül iş bitiminde. Sadece uzun zamandır istediğin birşey diyebilirim


Naz öğrenememenin rahatsızlığı ve merakı ile sadece “Peki anlaştık” diyebildi. Onlar ev ararken evde temizlik başlamıştı Leyla hanım ve İkbal evin altını üstüne getirirken Naz’ın evde unuttuğu telefonu çalmaya başladı.Leyla hanım odaya şöyle bir baktıktan sonra sesin yastığın altından geldiğini görüp “Ah be kızım televizyonda söyleyip duruyorlar hiç mi duymuyorsun radyasyon var bunda.Sokmuş yastığının içine geliyor beynine beynine geliyor offf hiç düşünmüyor bunlar kendilerini” diye söylenerek telefonu açtı.
-Aylin kızım sen misin?
-Merhaba Leyla teyzem nasılsın? Naz yokmu?
-İyiyim yavrum. Naz yok abisi ile işi vardı beraber çıktılar.
-Yaa..Leyla teyze sana söyleyeyim o zaman ben 1 hafta sonra geliyorum biletimi aldım. Şimdi işlerimi ayarlıyorum Naz’a söyler misin?
Leyla hanım “Aylin ne kadar sevindim bilemezsin.Söylerim tabi söylemem mi hiç Naz’da çok mutlu olacak.Öpüyorum kızım.” diyerek telefonu kapattı. “Hadi İkbal Naz’ın yanındaki misafir odasına da bir bakalım eksiği gediği varsa toparlayalım.” diyerek işlerine devam ettiler…


Bu sırada saat ilerliyor gençlerin ev araması sürüyordu.Murat,Levent ve Naz birkaç yer daha gezdikten sonra güzel bir ev bulmuş uygun olup olmadığına bakıyorlardı.Naz ise bu sefer bir kulp bulamamış detaylı bir şekilde evi incelemeye almıştı..
-Evet arkadaşlar burası nasıl? Ben beğendim sanki ne dersiniz?
-Valla Levent bence de iyi baksana 20 dakikadır Naz’dan ses yok o da beğendi demek ki. Ben birde balkona bakacağım..
-Sevgili abiciğim bu kadar kısa sürede ev beğenilmez off iyiki beni aldınız yoksa antresini gördüğünüz ilk evi alırdınız…Misafir oyuncu annenizin ismi neydi?
-Misafir oyuncu mu?
-Evet validenizin ismi neydi unuttun mu yoksa?
-Ha ha haa çok komik…Handan
-Handan teyze bence bu eve şöyle bir baktıktan sonra “Oğlum içeride at mı koşturacaksın der” yani ben olsam derdim bence gereğinden fazla çok büyük burası…
-Hmm birincisi annem teyze denmesinden pek hoşlanmaz hanım denmesini tercih eder yeri gelmişken söylemiş olayım. İkincisi asla böyle bir uslüpla konuşmaz kendisi çok kibar bir kadındır.


Naz üstü kapalı bir şekilde Levent’in kendisine laf etmesinden rahatsız olmuştu elindeki su şişesinin kapağını açarken iğneliyici bir edayla “Sen annene mi benzersin babana mı?” diye sordu. Levent “Nereden çıktı bu şimdi.Bilmem ama genelde babama benzediğimi söylerler neden sordun?” deyince Naz’da tebessüm ederek “Belli zaten ben cevabımı aldım teşekkür ederim” diyerek dalgasını geçti. Levent’in de Naz’dan aşağı kalmaya niyeti yoktu. Murat’ın geldiğini görünce hınzır bir bakışla “Ne o Naz “Altan Altan” laf mı çarpıyorsun bana” deyince Naz içmekte olduğu suyu odaya henüz girmekte olan Murat’ın üstüne püskürtüverdi.Levent ikinci fırsatı kaçırmak istemedi ve “İşte bu hiçte “senin gibi” kibar bir hanımefendiye yakışmadı Naz. Ayrıca itiraf etmeliyim ki daha önce hiç bu kadar uzağa su fışkırtabilen bir kız görmemiştim.Tabi benim tanıdığım kızlar genelde nerede nasıl davranacağını bildikleri için görmemem çok normal bu da benim eksiğim olsun” dedi ve Naz’ın konuşmasına fırsat vermeden evi tuttuğunu söylemek için ev sahibinin yanına doğru gitti.Naz ilk defa söyleyecek bir söz bulamamış ve lafın altında kalmanın siniriyle olduğu yerde kalakalmıştı.Murat ise bir yandan ceketini çıkartıyor bir yandan da Naz’a kızgın bir şekilde dikkatsizliği yüzünden söyleniyordu ama Naz onu duymuyorcasına gözlerini kısmış Levent’e bir şey söyleyememenin ezikliğini yaşıyordu. Dayanamayıp kendini dışarıya attı.Arabanın yanına geldiğinde sinirine hakim olamıyor ama sanki dili tutulmuş gibi birşey diyemiyordu o sinirle arabanın lastiğine ayağıyla vurdu ve bir anda alarm kulak tırmalar şekilde çalmaya başladı.Ne yapacağını şaşırmış halde durduktan sonra abisine seslenmeye başladı ama gelen giden yoktu.Alarmı durdurmanın yolunu ararken Levent ve Murat camdan onun bu komik halini izliyordu. En sonunda dayanamayıp Murat elindeki anahtar ile alarmı susturdu ve “İki dakika yalnız kalamıyorsun değil mi?Bekle orada geliyoruz kurcalama arabayı rahat dur” dedi.


Aşağıya indiklerinde Naz merdivene oturmuş sesini çıkartmadan onları bekliyordu. Sanki söyleyemedikleri içinde patlamıştı.Ama yok elbet o lafları Levent’e yedirtecek fırsat eline geçecekti ve o anı sabırsızlıkla bekleyecekti. Murat “Hadi gidiyoruz bugün iyi iş çıkarttın.Ödülü hak ettin” dedi ve üçü birlikte arabaya bindiler Naz sanki dilini yutmuş keyifsiz keyifsiz dışarıyı izliyordu.Levent ve Murat’ın ona takılmalarını sanki duymuyor gibiydi.Naz daha önce hiç bir lafın altında böyle kalmamıştı Levent aslında birazda farkında olmadan onu kırmıştı.Uzun süren bir yolculuktan sonra Naz daha fazla dayanamadı “Biz nereye gidiyoruz Allah aşkına. Yoksa beni tenha bir yerde bırakıp kaçmak gibi bir planınız mı var?” dedi. Murat “Keşke…ama annem öğrenince bana neler yapar bilemem.Merak etme neredeyse geldik” dedikten sonra arabayı yolun üzerine park ettiler. Levent “Murat ikiniz gidin ben sizi burada beklerim” dedi ve iki kardeş arabadan inip yürümeye başladı.Naz dikkatli gözlerle etrafa bakarken sanki daha önceden hatırlar gibi olduğu bir evin önüne geldiler.Naz daha fazla ilerlemeden durdu anlamıştı nereye geldiklerini daha doğrusu kime geldiklerini karışık hislerle olduğu yerde kaldı.Murat kardeşinin koluna girerek “Hadi gidelim merak etme herşey güzel olacak” diyerek cesaret verdi ve bir kaç merdiven çıktıktan sonra kapının ziline basıp beklediler. Naz içeriden kapıya doğru yaklaşan ayak seslerini duyunca çok heycanlanmıştı.


Küçüklüğünden beri hayalini kurduğu karşılaşmaya adım adım yaklaşıyordu ve kapının açılması ile bir anda iki kardeşin yüzünü mutluluk değil şaşkınlık aldı.Murat ne olduğunu anlamamış bir şekilde kapıyı açan 19-20 yaşlarındaki gence “Biz Salih bey ile görüşmek için gelmiştik.Ama yanlış geldik sanırım” dedi. Genç “Doğru geldiniz ben gidip çağırayım.İsterseniz içeride bekleyin” dedikten sonra evin merdivenlerinden yukarıya doğru çıkmaya hazırlandı Naz ve Murat tam içeriye girerken genç “Babaa…misafirlerin geldi” dediğinde iki kardeş şok olmuş,birbirlerine bakakalmışlardı. Yaşanması gereken sevinç yerini hayal kırıklığına bırakmıştı.



5.Bölümün Sonu


————-


Hikaye :nk83
Yazan :nk83,Aslı Oktay


————————————–


Asude adlı hikayemiz ile birlikte bizi bu eğlenceli hikayede de yalnız bırakmayacağınızı umuyoruz.Hikaye hakkındaki değerli yorumlarınızı aşağıdaki link tıklayarak yazarsanız bizi mutlu edersiniz…

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Bir Tutam Aşk: 7. Bölüm

7.Bölüm Naz ve Aylin’e havaalanında yaşanan tatsız karşılaşma yetmemiş gibi birde Altan’ın yoğun ısrarı üzerine …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir