Sorumluluk almak onları korkutuyor

nk83

Admin + Sitenin Hikaye Yazarı
Admin
Katılım
24 Ağustos 2010
Mesajlar
64.906
Tepki
84.669
Puan
113
Konum
İstanbul
sorumluluk-almak-onlari-korkutuyor-2664696.Jpeg


Sorumluluk almak onları korkutuyor

Okula yeni başlayan çocuk, sorumluluk alarak bazı şeyleri kendi başına yapacağı için tedirginlik duyabilir. Hatta bu yüzden okula gitmeyi reddedebilir. Veli olarak en büyük desteği ona siz vermelisiniz.

Eğitim-öğretim sezonu, başladı. Eğitim sistemindeki değişikliklerle 66 aylık çocuklar da okula “Merhaba” dedi. Hem velileri hem de minikleri tedirgin eden 4+4+4 projesi yüzünden bazı aileler çocuklarını okula göndermemek için hastanelerden rapor aldı. Medyada da geniş yer bulan tartışmalar sonrasında okula başlayan çocuklar, uzun soluklu eğitim-öğretim yaşamına adım attı.
Eğitim ve öğrenci koçu Elgiz Henden, bu süreci daha kolay atlatabilmenin yollarını anlattı.

Yeni eğitim sistemiyle 66 aylık çocuklar da okula başladı. Çocuklar bu yaşta okula gitmeye ne kadar hazır?
Çocukların okula hazır olup olmamaları pek çok unsura bağlı olarak değişiklik gösterebilir. Çocuk bu dönemde biyolojik olarak okula başlamaya hazır gibi görünse de, psikolojik anlamda kendini hazır hissetmeyebilir. Kendini tam olarak ifade edemeyeceği için bu yaşta okula başlamak pek uygun değil.

Ancak okula uygun olmadığına dair rapor verilmesi de hayatı boyunca çocuğu etkiler. Hadi diyelim ki bütün çocuklar biyolojik, fiziksel, bilişsel ve psikolojik olarak okula başlamaya uygun özellikler gösterdi. O zaman da karşımıza başka dezavantajlar çıkar. Bunlardan birincisi, öğretmenlerin bu yaş çocuklar hakkında eğitim almamış olması ve gelişim düzeyleri hakkından yeterince bilgiye sahip bulunmaması. Öğretenle öğrenen arasında bağ kurulmadığında öğrenme de gerçekleşmez. Öğretmen, öğrencisine nasıl ulaşacağını bilemiyorsa önce onu desteklemek lazım.

Eğitim sisteminin değişim hızı çok yüksek. Bazı değişiklikler kademeli olarak gerçekleştirildiğinde daha fazla içselleştirilir ve taşlar yerine oturur. Öğretmenleri eğitseniz bile öğretmenin öğrendiklerini davranışa çevirmesi için zamana ihtiyacı var. Bu tempodaki hız, çocuklara, öğretmenlere ve dolayısıyla geleceğimize fayda sağlamaktan öte zarar verebilir.

Okula, derslere adapte olamayan çocukların velilerine neler önerirsiniz?
Okula başlamak demek, çocukların bazı şeyleri artık tek başına yapabilecek ve sorumluluk alabilecekleri demektir. Bu durum, hem anne-babalar hem de çocuklarda kaygıya yol açar. Eğer anneler çocukların tüm ihtiyaçlarını okula başlayana kadar kendileri karşıladılarsa bu süreç daha zorlu geçer.
Öncelikle annelerin bu dönemde sabırlı olmaları ve kaygılarını yönetmeleri gerekir. Annelerin “Nasıl yapacak? Tek başına başarabilecek mi?” kaygılarını çocuk da hisseder.

“EĞiTiM KOÇUYLA ÇALIŞILMALI”
Koçla çalışan bir öğrenci, gerçekleştireceği hedefler için nelere sahip olduğunu fark eder ve daha önce belki de hiç kullanmadığı bir bakış açısıyla bunu kullanmaya başlar. Koçluk sürecinde hiçbir öğrenci başladığı noktada kalmaz. Çocuk, koçluk ilişkisinde mevcut potansiyeli, enerjiyi ve gücü her zaman gelecekte olmak istediği yere varmak için kullanır.

AiLELERE ÖNERiLER

* Her gün okuldan çıkışta eve döneceklerinin güvenini verin.
* Okulla ilgili sorularını cevapsız bırakmayın.
* Öğrenmesi için onu destekleyin.
* Okulun ve öğrenmenin keyifli yanlarını birlikte keşfedin.
* Öğretmenleri hakkında olumsuz konuşmayın.
Eğitim öğretim hayatına başlayan çocukların önlerine çıkacak engeller konusunda neler tavsiye edersiniz?
Eğitim hayatı, bir maraton. Bir maratonu kazanmak için önce yolunuz ve yolda olacak olanlar hakkında bilginiz olmalı. Bu yüzden önce kendini tanımak konusunda gençler ve çocuklar desteklenmeli. Daha okulun ilk yıllarında çocukların neye ilgi duyduklarını, neyi en iyi yaptıklarını izlemek ve o konuda onları cesaretlendirmek gerekir. Anne-babalar çocuklarını çok iyi gözlemlemeli.

Çocuklar ilkokuldan itibaren sistemli ama esnek bir şekilde çalışma alışkanlıkları edinmeli. Nasıl öğrendiklerini, ne zaman en iyi öğrendiklerini, ne kadar dikkat süreleri olduğunu, güçlü ya da zayıf yanlarını öğrenmeli. Zayıf yanlarını ortadan kaldırmak üzere bir sistem geliştirmek yerine güçlü yanlarını daha da güçlü kılmak üzere bir yaklaşım sergilenmeli. “Günde 4 saat ders çalışmayan, günde 600 soru çözmeyen üniversite sınavını kazanamaz” masallarına inandırılmamalılar. Başkalarının hedeflerini gerçekleştiremedikleri için kendilerini eksik hissetmemeliler. İstemediklerine değil istediklerine odaklanmalılar çünkü neye odaklanırsanız o sizinle birlikte büyür.

Milliyet
 

Şu anda bu konu'yu okuyan kullanıcılar

    Üst