Nisan Yağmuru (Yazan : Nk83)

nk83

࿐*⁀➷
Sitenin Hikaye Yazarı
Katılım
24 Ağustos 2010
Mesajlar
63.714
Tepki
84.347
Puan
113
Konum
İstanbul
afis 2022 nyforrumtipi.jpg

NİSAN YAĞMURU
Yazan : nk83

Her hakkı saklıdır. Yazardan izin almadan kopyalanıp çoğaltılamaz.


fdhfddf.gif

Mehmet Turalı
Sana aşık olurken dikkat etmek gerek diyorum.
Sildin mi tam siliyorsun. Geri dönüşün ya da açık kapıların yok.
Karşındaki insan seni kaybetmek istemiyorsa adımlarına özen gostermeli
Yoksa hiç ummadığı anda hayatındaki yıldız bir daha kendisine görünmemek üzere kayıp gidebilir



:semsiye:

BR9llM.gif

Nisan Çağhan
Bana "Ali er ya da geç kalbinin emrettiği şekilde hareket etmek zorunda kalacak. Aşkın önüne geçemezsin Nisan" demiştin hatırlıyor musun?
Şimdi de bu sözü ben sana söylüyorum. Sen de er ya da geç kalbini dinlemek zorunda kalacaksın Mehmet.
Aşkın önüne geçemezsin. Geçemeyeceksin.
Bunu bu kadar net söylüyorum çünkü ben buraya senin yanına yanlış da olsan doğru da olsan bunu umursamayıp sadece kalbimin verdiği emre uyduğum için geldim.
Benim kalbim senin yanında atmak istiyor ve ben bunun önüne geçemiyorum.
Geçmek de istemiyorum



tumblr_mw9ic5d2A61qg2mnwo3_.gif

(Ali Turalı)
Haklı mıyım yoksa haksız mıyım bilmiyorum ama söyleyeceğim şeyi şimdiden kafanıza yazın.
İkinizin birlikte olmasına asla müsaade etmem!
En başından beri birbirinize nasıl yaklaştığınızı birbirinize nasıl baktığınızı görüyorum. Şimdi olmasa bile bir gün dediğime geleceksiniz ama ben buna izin vermeyeceğim.
Demek hayatında olmam da kardeşine bağlıydı. Onun üzülmesini istemiyor o yüzden bana katlanıyordun.
O halde üzülerek söylüyorum ki katlanmaya da devam edeceksin Nisan!
Eğer ikiniz bana rağmen bir araya gelmeye kalkarsanız Meltem'in hayatını cehenneme çeviririm.
Şimdi Mehmet mi yoksa kardeşin mi buna sen karar ver. Seçim senin!



Evi-3-evangeline-lilly-2345.gif

(Meltem Çağhan)
Beni hiç sevmedin değil mi?
Sadece Nisan'ı sevdin.
Hâlâ seviyorsun


Yorumlarınızı bu sayfaya veya verdiğim linkten yorum sayfama yapabilirsiniz ;)
nk83'ün Hikayelerine Yorumlarınız
 
Son düzenleme:
OP
nk83

nk83

࿐*⁀➷
Sitenin Hikaye Yazarı
Katılım
24 Ağustos 2010
Mesajlar
63.714
Tepki
84.347
Puan
113
Konum
İstanbul
160CC4~1.PNG

1.Bölüm : Benim kimsenin arasına girdiğim falan yok!

Meltem yatağın ucuna oturmuş ellerinin arasında sıkı sıkıya tuttuğu telefonun ekranına bakıyordu. Kardeşini arayıp ona hayatıyla alakalı çok önemli bir haber vermesi gerekiyordu ancak içinde bu aramayı yapmanın doğru olup olmadığına dair hâlâ bir ikilem var gibiydi. Aslında bu konuşmayı geciktirmek ona pek de bir yarar sağlamayacaktı. Sonuçta Nisan öyle ya da böyle bir şekilde bu durumdan haberdar olacaktı.

Derin bir iç çekişle birlikte gözlerini kapatıp birkaç saniyeliğine kalbiyle çatışan aklının birbirinden ayrışmasını bekledi sonra da gücünü toplamışçasına parmaklarını tuşların üzerinde gezdirdi. Nisan'ın numarasını bulup arama tuşuna bastığında kalbi yerinden çıkacakmış gibi çarpmaya başlamıştı. Kısa bir süre sonra da telefonun bir diğer ucundan Nisan'ın o her zamanki neşeli cıvıl cıvıl sesi yankılandı.

"Meltemciğim!"

"Nasılsın Nisan?"

"İyiyim canım sen nasılsın? Sesin durgun geliyor yoksa bizimkilere mi bir şey oldu?"

"Hayır ben dahil herkes iyi merak etme. Aslında ben seni güzel bir haber vermek için aradım"

"O halde hemen söyle çünkü iyi bir haber duymaya çok ihtiyacım var"

Nisan ne olduğunu çoşkulu bir halde duymayı beklese de Meltem tuhaf bir şekilde sessizleşmişti. Kafasının içinde Nisan'a güzel olduğunu sandığı haberi verdiğini ve onun olası tepkilerini geçiriyordu. Açık konuşmak gerekirse zihninde pek de hoş sahneler canlanmıyordu. Nisan da şaşırmış hatta aralarındaki suskunluk "Meltem orada mısın?" demesine yol açmıştı. Meltem zorlukla yutkunduktan sonra kendisini hızlıca toparlayıp "Ben evleniyorum Nisan" deyiverdi. Yara bandını tek sefer de çekmek gibi olmuştu bu.

"Evleniyorum derken... Şaka mı bu? Kardeşin olmama rağmen hayatında biri olduğunu bile bilmiyordum. Neyse şu an meraklandığım için bunun tribini sana sonra atacağım. Kim peki? Aman Allah'ım her şeye rağmen bu harika bir haber!"

"Dur dur sakin ol! Şimdilik sadece çok mutlu olduğumu ve onu çok sevdiğimi bil yeter"

"Gizem mi yaratmak istiyorsun? Pekala istediğin gibi olsun"

"Gizem değil de... Nisan buraya planladığından daha erken bir sürede gelmen gerekecek. Sen geldiğinde hem bunları detaylıca konuşuruz hem de bana yardımcı olursun. Gördüm ki ben bu düğün dernek işlerden hiç anlamıyormuşum"

"Tabii ki gelirim! Bu anı hayatta kaçıramam biliyorsun. Okulla ilişkim kesilir kesilmez ilk uçakla oradayım. Sen sakın hazırlıklara bensiz başlama"

"Tamam başlamam merak etme. Nisan benim şimdi kapatmam gerekiyor"

"O halde sonra yine haberleşiriz olur mu? "

"Muhakkak ararım"

"Öpüyorum seni"

"Ben de seni öpüyorum"

Karşılıklı olarak telefonları kapattıktan sonra Nisan mutlu bir halde kendi işlerine geri dönmüş onun aksine Meltem yerinden kalkıp düşünceli gözlerle pencereden dışarıya bakmaya başlamıştı. Onun bu hali yakın arkadaşı Nilay'ın da dikkatini hemen çekmişti. Tekli koltuğa oturan Nilay çantasından aynasını çıkarıp rujunu tazelerken bir yandan da Meltem'e sinsice bir bakış atıp "Neden kardeşine evleneceğin kişinin kim olduğunu söylemedin?" diye sordu. Sen sorasın diyedir belki de!

"Söylemedim çünkü ona kim olduğunu söyleseydim ayakları geri geri giderdi"

"Bunu yaptığın için senden nefret edebilir biliyorsun değil mi?"

"Neden nefret etsin ki?"

jdgjd.gif


"Asıl soru 'Neden etmesin ki?' olacak tatlım"

"Sen Nisan'ı tanımıyor musun Nilay? Eminim kardeşinin mutluluğunu her şeyin üstünde tutacaktır"

"Nisan ile Ali eskiden birbirlerine aşıkmış Meltem! Bu gerçeği görmezden gelemeyiz öyle değil mi? Hatta belki de sen araya girmeseydin..."

"Kapat çeneni Nilay! Benim kimsenin arasına girdiğim falan yok!"

Nilay arkadaşına tehditkâr bir bakış atarak ayağa kalktıktan sonra kapıya doğru yaklaşıp tereddütlü bir halde de arkasını döndü. Göz göze geldiklerinde Meltem sivri bir dile sahip olan arkadaşının kendisine ne söyleyeceğini tedirgince beklerken Nilay onun aksine gayet rahat bir tavır takınıp "Öyle mi? Halbuki benim aklımda en son Nisan'ın okumak için Eskişehir'e gideceği gün Ali'nin elinde yüzükle evinize gelişi ve heyecanla onu soruşu kalmıştı. O gün ilişkilerine burnunu sokmak yerine Ali'ye Nisan'ın uçağının rötar yaptığını söylemiş olsaydın sanırım her şey daha farklı olabilirdi" dedi.

Yüzüne vurulan gerçekler Meltem'i biraz sinirlendirmiş gibiydi. Ağır adımlarla kendisine laf çarpan arkadaşına yaklaşarak "Ne demeye çalışıyorsun Nilay? Sen daha açık konuşsana benimle!" dediğinde Nilay da sahte bir gülüşün ardından "Bir şey dediğim yok tatlım! Eminim kardeşin sevdiği adamın senin tarafından teselli edilmiş olmasına mutlu olacaktır. Sonuçta Ali de yabancıya gitmemiş oldu öyle değil mi?" dedikten sonra eliyle ağzını kapatarak "Oops! Affedersin bu da biraz kaba oldu ama sen benim kalbimi biliyorsun kötü bir niyetle söylemedim sadece durumu özetlemeye çalışıyordum" dedi. Kalbi çok temizmiş gerçekten.

İkisi de dik bakışlarını birbirlerine döndürmüşken kapı tıklatılmıştı. Gelen Meltem'in annesiydi ve içeriye girer girmez de kızına Ali'nin aşağıda onu beklediği haberini verdi. Tam da lafının üzerine gelmesi enteresan olmuştu tabii. Meltem hemen geleceğini söyleyip annesi odadan çıkarken de Nilay'a dönerek "Sakın bu özetleme çalışmalarını kardeşim buradayken de yapma olur mu? İkisinin birlikteliğini ailelerimiz gibi benim de bilmediğimi sanıyor ve ben sonsuza dek öyle kalmasını istiyorum" dedi. Meltem'in hatalarından biri de kendisine çok ama çok yanlış bir sırdaş seçmiş olmasıydı. Eğer sırrı güven içinde kalsın istiyorsa Nilay'ın avuçlarında olmayı da kabul etmesi gerekiyordu. Onu kızdırmasa iyi ederdi yani.

"Peki Ali ona her şeyi anlatırsa ne olacak? Ya o gün geldiğinde senin kapıda Ali'ye söylediklerini kardeşine anlatırsa ve Nisan'dan da aslında hiç söylemediği sözlerin hesabını sormaya kalkarsa? Bunun olmasından hiç mi korkmuyorsun?"

"Ali de suskun kalacak çünkü hem Nisan konusu onun için bir daha açılmamak üzere kapandı hem de o da benim gibi bu durumun kardeşimle aramda bir mesele olmasını istemiyor. Nisan'a gelecek olursak eğer bana zaten aşık olduğu adamın kim olduğunu söylememişti yani büyük ihtimalle o da artık bana o kişinin Ali olduğunu söylemek istemeyecektir. Bitti gitti! Sonuçta hayat bu insan kimi seveceğine karar veremiyor. Bizimki de o hesap işte. Rica ediyorum ulu orta yerlerde konuşmalarına dikkat et Nilay! Yanlış anlama sen de benim kalbimi bilirsin sadece bir aksilik yaşanmasını istemiyorum. Beni anlıyorsun değil mi tatlım?"

Nilay içinden geçirdiği şeyleri ne hikmetse bu defa dile getirmemiş ama imalı bir şekilde "Haklısın! İnsan kime aşık olacağını kestiremez yoksa kim ister böyle bir duruma düşmeyi? Hadi sen bekletme Aliciğini ağaç oldu adam" demekten de geri kalmamıştı. Alttan alttan gönderme yapması da Meltem'in gözünden kaçmıyordu. İkisi de birbirine zoraki bir şekilde gülümsedikten sonra Ali'yi daha fazla bekletmemek için odadan çıkıp aşağıya indiler.

........::::::::____::::::::........


ktukuy.jpg


Meltem merdivenlerden koşar adım inip "Hoş geldin bir tanem!" diyerek Ali'ye sarılırken Nilay da ikisine bakarak gözlerini belli belirsiz bir şekilde devirdikten sonra "Meltem ben çıkıyorum tatlım yarın görüşürüz" dedi. Evet mümkünse hemen çıksın yoksa Meltem'i sinir edecek şeyler söylemesi kaçınılmaz olacaktı.

Nilay çantasını toparlayıp herkes ile vedalaştıktan sonra tam çıkarken Meltem'e dönüp ağız hareketleriyle "Nisan'ın geleceğini söyle!" dedi ve Meltem'in sert bakışına karşılık ona göz kırpıp öpücük atarak kapıdan çıktı. Gül Hanım hallerini fark edip merakla "Siz ikiniz ne fısıldaştınız öyle bakalım?" dediğinde Meltem önce Ali'ye sonra da annesine bakıp tereddüt içinde "Az önce Nisan'ı aradım" dedi ve ikisinin vereceği tepkiyi bekledi. Gül Hanım'ın tepkisi şaşırtıcı değildi. Sevinçle kızının nasıl olduğunu sorarken onun aksine Ali'nin yüzü biraz düşmüş gibiydi.

Meltem annesine kardeşinin iyi olduğunu söyledikten sonra gözleri Ali'nin üzerinde olarak "Ben dayanamadım ve ona senden bahsettim. İkimizin evleneceğini artık biliyor" dedi. Meltem'in Nisan'a açıkça kendisinden bahsettiğini sanan Ali bunu duyunca huzursuz olmuştu çünkü Nisan'ın bunu öğrenince ne olursa olsun incinmiş olabileceğini düşünüyordu. Meltem'e doğru eğilip sessizce "Keşke telefonda söylemek yerine buraya geldiğinde yüz yüze konuşsaydın. Böylesi daha uygun olurdu" dedi ama bir yandan da Nisan'ın bunu öğrenince Meltem'e ne dediğini de merak etmişti.

Meltem gözlerini üzerinde hissettiği Ali'ye gülümseyerek bakıp "Ama görmeliydiniz Nisan bu habere çok sevindi. Resmen havalara uçtu ve ikimizi de tebrik edip mutluluklar diledi hayatım. Ayrıca hazırlıklara yardım etmek için erken dönüş yapacak. Yakında da burada olur" dedi. Ali şaşırmıştı. Nisan gerçekten de ikisinin evlenecek olmasına bu kadar sevinmiş miydi yani?

Nisan'ın bu haberi havalara uçacak kadar neşe içinde karşılaması Ali'ye bir zamanlar aralarında yaşanan şeylerin yalandan ibaret olduğunu düşündürmüştü. Gerçi yalan da olsa gerçek de olsa artık o köprünün altından çok sular akmıştı. Nisan artık eski Nisan değildi. Zaman geçtikçe duyguları tamamen değişmiş ve Ali'yi de çoktan kalbinden söküp atmıştı. Buradaki kilit nokta acaba onun gibi Ali'de değişmiş miydi yoksa o hâlâ eski Ali miydi? Eğer hâlâ eski Ali ise işler birçok anlamda epey karışabilirdi çünkü.

Meltem dikkatle yüzüne baktığı Ali'nin aklından geçenleri okuyabilmek için o an her şeyini verebilirdi. Gül Hanım ise mutlu bir halde "Ben gidip babana da bu güzel haberi vereyim. Eminim o da çok sevinecektir çünkü daha dün bana küçük kızımı çok özledim diyordu" dedikten sonra sessizliğini koruyan Ali'ye bakıp "Aliciğim yemekte bize katılır mısın?" diye sordu. Ses çıkmamıştı çünkü Ali daldığı için Gül Hanım'ı duyamamıştı. Aklından bir sürü şey geçiyordu ve bu halleri de Meltem'in sinirini epey bir bozmuştu. Bu yüzden de her ne düşünüyorsa o düşüncelerden bir an önce sıyrılsın diye aniden Ali'nin koluna girip ona tatlı tatlı gülümseyerek "Kalırsın değil mi hayatım?" diye sordu. Ali onu hisseder hissetmez kendine gelmişti.

"Affedersiniz Meltem dalmışım. Ne diyordunuz?"

"Annem yemeğe katılıp katılamayacağını soruyor canım"

"Gül Hanım nazik davetiniz için teşekkür ederim ama bu akşam Mehmet geliyor. Eve geldiğinde ben de onu karşılayanların arasında olmak istiyorum"

"O zaman başka bir zaman diyelim mi? Hem belki kardeşin de bize katılır ne dersin?"

"Tabii ki seve seve"

"Görüşmek üzere"

"Görüşmek üzere Gül Hanım"

Gül Hanım içeri giderken Meltem hemen Ali'nin boynuna sarılıp "Mehmet'in hayali kardeşin olduğunu düşünmeye başlamıştım. Demek sonunda onunla tanışabileceğim" dedi. Ali Meltem'in ellerini boynundan alıp avuçlarının içinde tutarken "Mehmet insanlardan uzak yaşamayı sever. Buna ailesi de dâhil. Aslında bunda babamın katkısı da yok değil. Ne zaman karşı karşıya gelseler şirketteki yerinin hazır olduğunu ve er ya da geç yaşadığı hayattan sıkılıp işin başına geçmek zorunda kalacağını söylüyor. Bu da birilerinin hayatına karışmasından nefret eden Mehmet'i çıldırtmaya yetiyor tabii" deyince onu dikkatle dinleyen Meltem de sözünü "O da çareyi geliş gidişlerini azaltmakta buldu yani" diyerek tamamladı. Evet aynen de öyle olmuştu.

Ali kardeşini özlediği için burukça gülümseyip "Biraz öyle oldu" dediğinde Meltem de ağzını aramak için onun gözünün içine baka baka "Aslında Nisan ile birbirlerine çok benziyorlar. Benim kardeşim de işine karışılmasından hiç hoşlanmaz. Hele bir zorla hemen gider denilenin tam tersini yapar" dedi. Bu sözle birlikte Nisan'ın o dediğim dedik hallerini düşünen Ali'nin yüzünde istemsizce bir tebessüm belirmişti. Tabii bu da Meltem'in bozulmasına yol açmıştı.

"Bence kardeşlerimiz çok iyi anlaşacak gibi görünüyor"

"Öyle mi dersin?"

"Ali siz Nisan ile... Yani... İkiniz beraberken..."

"Meltem seninle bunları konuşmayacağımız konusunda anlaşmıştık"

"Dur canım bozulma hemen! Ben sadece Nisan'ın daha önceden Mehmet ile tanışıp tanışmadığını sormaya çalışıyordum"

"Mehmet o dönem yeni gitmişti ve babamla araları da çok gergindi. Bu yüzden görüşemediler sadece telefonla bir kere konuşmuşlardı. Nisan'a her ne dediyse o kızgın haliyle bile onu güldürmeyi başarmıştı"

"Ne demiş ki?"

"Bilmiyorum"

"Sormadın mı?"

"Sordum ama ikisi de söylemedi. Neyse benim artık gitmem gerek Meltem"

"Peki hayatım akşam ararım"

"Tamam"

........::::::::____::::::::........

Meltem'in yanından ayrıldıktan sonra eve dönen Ali salondan gelen seslere kayıtsız kalamamış ve odasına çıkmaktan vazgeçip koridora doğru yönelmişti. Tam salona girecekken de karşısına babalarına doğru "Kaçmıyorum baba sadece biraz yorgunum ve dinlenmek istiyorum" diyen Mehmet çıkmıştı. İster istemez onunla çarpışan Ali kardeşini bu kadar erken beklemediği için çok şaşırmıştı. Anlık bir bakışın ardından da iki kardeş birbirine gülümseyip çoktan kucaklaşmıştı bile.

"Hoş geldin Mehmet!"

"Hoş buldum demek isterdim ama nerede kaldın be Ali! Babam içeriye adım attığımdan beri sorulmadık soru bırakmadı. İnan bana bir ara çaktırmadan telefonumla bu akşam en erken uçak kaçta var diye bile baktım"

"Özür dilerim Meltem'in yanına uğramıştım. Bu kadar erken geleceğini bilseydim daha çabuk gelirdim"

İkisinin sesini duyan babaları "Ali mi geldi?" diye sorunca Mehmet gözlerini açarak onun koluna vurup "Sanırım sorgu sırası sende! Ben odadayım ve uzun bir süre de çıkmayı düşünmüyorum. Bir ara gel de konuşalım" dedi. Mehmet merdivenleri ikişer basamak olacak şekilde geçip yukarıya çıkarken Ali de ardından kardeşini görmenin mutluluğuyla tebessüm etmişti.

Kardeşi gözden kaybolunca da salona geçip "Evet baba ben geldim" dedikten sonra anne ve babasının yanına oturdu. Tabii babası hemen Mehmet ile olan konuşmaları sebebiyle söylenmeye başlamıştı. Ali ise her ne kadar kardeşinden yana çıksa da yine de orta yolu bulma derdindeydi. Konuşmaları da bu yönde olmuştu.

Ali bir süre ailesiyle sohbet ettikten sonra izin isteyip hemen Mehmet'in yanına çıkmıştı. Kardeşini çok özlediği açıktı. Onunla sohbet etmek kendisine iyi gelecek gibiydi. Kapıyı tıklatıp "Müsait misin?" diyerek başını içeriye doğru uzattıktan sonra Mehmet'in başını olumlu anlamda sallayıp "Otursana" demesiyle de bilgisayarın önündeki sandalyeyi çekip oturdu. Ali eşyalarını dolaba yerleştiren Mehmet'in gülerek "Kıskandım doğrusu seni çabuk bırakmışlar. Bütün dertleri benmişim demek ki" demesine karşılık ona dikkatle bakıp "İyi görünüyorsun" dedi. Mehmet ona doğru dönüp "Keyfim yerinde de ondan" dedikten sonra elindekileri bırakıp yatağın ucuna oturdu.

fj6jy.gif


"Dönmeye hiç niyetin yok değil mi?"

"Beni hiçbir güç buraya geri döndüremez"

"Büyük konuşma derim"

"Bilmiyorum Ali... İstanbul beni boğuyor sanki kendimi burada hiç rahat hissedemiyorum. İnan siz olmasanız gelme isteğim bile olmayacak"

"Keşke zamanında senin kadar cesur adımlar atabilseydim"

"Oo! Bunu söylemeni beklemiyordum. Ailen dostların çevren ve birçok kişinin yerinde olmak isteyeceği saygın bir işin var"

"Yani sen benim yerimde olmak ister miydin? Beni şaşırtıyorsun Mehmet"

"Sen hiç istisnalar kaideyi bozmaz diye bir söz duymadın mı?"

"Sayende birçok kez duydum"

"O halde beni bu konunun dışında tut. Hem sen hayatının aşkını buldun ve yakında onunla evleniyorsun bence bu da oldukça cesur bir adım"

"Bazen farklı seçimler yapsaydım ve bu seçimlerin doğrultusunda bambaşka bir hayat yaşasaydım nasıl olurdu acaba diye düşünüyorum"

Ali yüzünü asmış ve eliyle de düşünceli bir şekilde çenesini ovalamaya başlamıştı. Tabii bu hali Mehmet'in dikkatinden kaçmamıştı. Ali ile hem kardeş hem de sırdaş oldukları için Nisan ile aralarında geçenlerden de haberdardı. Şimdi de bu dediklerinin onunla bir ilgisi olup olmadığını merak etmişti doğrusu. Bu yüzden de Ali'yi bir müddet izledikten sonra merakına yenilip "Bu farklı seçimden kastın Nisan değil öyle değil mi?" diye sordu. Öyleydi ama itirafı zordu be Mehmet!

Ali hüzünlü gözlerle bakarken bakışlarını kardeşine döndürüp sitemkar bir şekilde "Nisan mı? O beni istemedi ki Mehmet... Yani Nisan'lı bir hayat benim seçimime bağlı değildi. O çoktan ikimizin yerine bir seçim yapmıştı bile" dedi. Bu konuda üzgün olduğu belliydi.

"Evleneceğinizi söylediniz mi?"

"Bugün Meltem ile konuşmuşlar"

"Öğrendi yani"

"Meltem hem evleneceğimizi söylemiş hem de ona benden bahsetmiş. Anlamıyorum Nisan zaten kısa bir süre sonra dönecekti hiç değilse buraya gelmesini bekleseydi. Aslında o kadar da konuşmuştuk Meltem aramızdakileri bilmiyor gibi davranacak ikisi arasında da bu sorun olmaktan çıkacaktı. Ne değişti de söyledi bilmiyorum"

"Olan olmuş artık elden bir şey gelmez. Nasıl söylemiş peki?"

"Nasıl söyledi bilmiyorum ama herhalde uygun bir şekilde açıklamaya çalışmıştır. Belki de geldiğinde bizi görüp ani bir tepki vermesinden çekindi. Bilmiyorum Gül Hanım da yanımızdaydı detaylı konuşamadık sonra da tekrar soramadım"

"Nisan duyunca ne tepki vermiş?"

"Havalara uçmuş! Çok sevinmiş ve bize mutluluklar dilemiş"

"Dalga geçme Ali gerçek tepkisini sordum"

"Tepkisi buymuş işte!"

"Nasıl yani? Kardeşinin seninle evleneceğini duydu ve bunu sevinçle mi karşıladı?"

"Demek ki kalbinden olduğu gibi kafasından da beni hızla söküp atmış. Olması gereken de bu değil mi zaten? Aslında bu beni oldukça rahatlattı"

"Ne açıdan?"

"Yani birimizden birinde aynı duygular devam etseydi bu hiç hoş olmazdı öyle değil mi?"

Mehmet aralarında geçen bu konuşma yüzünden biraz kuşkuya düşmüştü. Ali'nin tavırlarından sözlerinden çıkardığı anlam da enteresan bir hâl almaya başlamıştı. Ali Nisan'ın böyle rahat bir tepki vermesini beklememiş hatta bozulmuş gibiydi. Ama neden?

"Ali..."

"Efendim?"

"Meltem'i seviyor musun?"

"Neden sordun?"

"Neden cevap vermedin?"

"Elbette seviyorum. Sevmesem neden evlenmek isteyeyim ki?"

"O ikisi kardeş Ali!"

"Biliyorum"

Mehmet az önce sorduğu sorunun gecikmeli cevabından hoşlanmamış ama yine de ona söylemek üzere olduğu şeyden vazgeçip sözünü yutmuştu. Onun sessizliği ve yüzündeki ifade karşısında meraklanan Ali ise ne olduğunu sormakta gecikmemişti tabii. Kardeşini tanıdığından bu suskunluğunun içinde başka bir şey olduğunu anlayabiliyordu. Mehmet dudağının kenarıyla sırıtıp kardeşine "Gerçek düşüncemi mi istiyorsun?" dediğinde Ali de aynı şekilde tebessüm edip "Bilirsin senin düşüncelerine çok önem veriyorum" dedi. Valla sonradan sızlanmasın çünkü görünen üzere kendisi kaşınmıştı.

Mehmet derin bir nefes alıp "Bence evlilik konusunda hayatının hatasını yapmak üzeresin" diyerek kendisini gerisin geriye bırakıp yatağına uzandı. Ali bu beklenmedik cevap sebebiyle şaşkın bir halde kardeşine bakıyordu. Bu kadar da açık olacağını tahmin etmemiş olmalıydı.

"Neden böyle düşünüyorsun?"

"İkisi kardeş diyorum Ali! Sen bunu kafanda iyice oturtabildin mi? Tamam Nisan yıllardır burada değildi ve sen de onu görmüyordun. Gözden uzak gönülden uzak misali... Ama işler değişecek çünkü söylediğine göre o artık hep burada ve gözünün önünde olacak. Birbirinizi görmemek gibi bir şansınız da yok bunu da aklından çıkar çünkü özel günler davetler aile yemekleri ıvırlar zıvırlar yüzünden sürekli bir arada olmak zorunda kalacaksınız. Bu sana bir şey ifade ediyor mu?"

Ali dişlerini sıkmış bir şekilde bir süre durup sonra da "Biz artık iki yetişkin insanız Mehmet bunları aştığımızı düşünüyorum" dedi. Mehmet yattığı yerden kollarını birbirine kenetleyip kinayeli bir şekilde "Şimdi rahatladım işte! Ben de bu evliliği Nisan'a acı çektirmek için yapıyorsun sanmıştım" diyerek gözlerini kapattı. Tokat gibi çarpan bu sözün ardından Ali ona doğru bakarak öylece kalmıştı. Dile getiremese de kardeşinin bu konuda haklı olup olmadığını kafasına takılmıştı.

Mehmet tek gözünü açıp kardeşinin gergin haline baktıktan sonra "Rahatladım dedim ama yine rahatımı bozdun. Sanırım kanayan yarana parmak bastım" dedi. Ali kafasını toparlayıp ayağa kalktıktan sonra tüm düşüncelerini bir kenara atarak "Yanılmışsın çünkü Nisan benim için tamamen bitti! Meltem'i seviyorum ve o bana iyi ki farklı bir seçim yapmamışım dedirtecek. Ben buna inanıyorum" dedikten sonra su alma bahanesiyle odadan apar topar çıktı. Ali'nin bu ani tepkisini yadırgayan Mehmet ise gözlerini tekrardan kapatırken kendi kendisine söylenmeden edememişti.

"Senin de sorunun bu işte! Herkese ve her şeye çok çabuk inanıyorsun"


........::::::::__BİR HAFTA SONRA__::::::::........

Meltem arkadaşı Nilay ile beraber Nisan'ı karşılamaya gitmişti. Aslında tek gitmeyi planlıyordu ancak Nilay bu anı kaçırmak istememiş resmen davetsizce katılmıştı bu karşılama olayına. Nilay içten içe Meltem'in gergin olmasıyla eğlenirken bir anda yolcu çıkışında güler yüzüyle Nisan görüldü. İki kardeşin göz göze gelişi ortada gerginlik falan bırakmamıştı. Birbirlerine özlemle el sallarken Nilay yanına sokulduğu Meltem'e "Oo! Oraların havası Nisan'a pek bir yaramış bu ne güzellik Allah aşkına? Resmen gözlerim kamaştı. Belli ki kardeşin buralarda çok canlar yakacak. Birilerinin kafası karışmasa bari" deyince onun bu söylediğine sinir olan Meltem de kendisine yapmaya çalıştığı imadan hiç hoşlanmamıştı. Kafası karışmasın derken resmen Ali'yi kastedip içine kuşku düşürmeye çalışıyordu.

O kızgınlıkla da kardeşine bakarken Ali'yi düşünüp bir anda ağzından ölçmeden tartmadan "Umalım ki kendi canı yanmasın!" diye tehditkâr bir söz çıkmıştı ama ağzından çıkanı kulağı duyar duymaz da hemen "Yani kardeşimin üzülmesini istemem" diyerek sözünü düzeltmişti. Söyledikleri ve bu konuda öfkesini kontrol edemeyişi kendisini çok kötü hissettirmişti. Bu yüzden de Nilay'ın yanından uzaklaşmak için yanlarına doğru gelen Nisan'a hızlı adımlarla yaklaşıp orta noktada buluşunca da onunla kucaklaştı. Sanki az önce söyledikleri için özür dilermiş gibi sıkı sıkı sarıyordu kardeşini. Onunla alakalı böyle şeyler düşünmemeliydi çünkü.

"Meltem çok özlemişim!"

"Ben de çok özlemişim Nisan! Ne kadar güzel görünüyorsun. Dur iyice bir bakayım sana"

"Gelin hanımın yanında lafım bile olmaz ama yine de teşekkür ederim!"

"Selam Nisancığım ben de buradayım"

"Merhaba Nilay seni görmemek mümkün mü?"

"Ne bileyim canım belki ışığımdan gözlerin kamaşmıştır dedim"

"Ah! Kesinlikle öyle oldu"

Meltem kardeşinin bavullarından birini eline alırken bir yandan da şımarık bakışlarla kendisini söylemesini ima ederek "Ee! En çok kimi özledin bakalım?" diye sordu. Nilay sinsice gülüp Ali'yi ima etmek isterken "Kimi olacak tabii ki..." deyince ikisinin de tuhaf bakışlarını üzerinde hissedip lafını değiştirerek "Beni!" dedi. Nisan'ın ondan hoşlandığı pek söylenemezdi ama Meltem'in arkadaşı olduğu içinde nezaketi elden bırakmadan "Hepinizi özledim. O kadar ayrı kaldık ki şimdi bunu telafi etme zamanı" dedi. Meltem kolunu kardeşinin beline atıp "Bunun için çok zamanımız var" dedi ve beraber havaalanından çıktılar.

Arabaya bavulları yerleştirirken kaşla göz arasında Meltem'in elindeki anahtarı kapan Nisan kendisine "Hop hop ne yapıyorsun! Nisan sen yorulmadın mı Allah aşkına?" diyen kardeşine tek kaşını kaldırıp anahtarını sallayarak "Ben yorulmam bilmiyorsun sanki! Hadi söylenme de atla arabaya" dedikten sonra aracın kapısını açıp şoför tarafına geçti.

"Sayende günlerdir meraktan çatladım. Bizimkiler de hiçbir şey söylemiyor çünkü belli ki evde bir çeşit sıkı yönetim uygulanmış. Ee! Seni evlenmeye ikna eden şanslı adam kimmiş söyle de öğreneyim artık"

"Öğrenirsin canım bu ne acele? "

"Acele mi? Damadı nikah masasında görüp öyle mi tanışacağım Meltem? El gibi... "

"Hayır tabii ki"

"Neden saklıyorsun anlamadım. Tanıdığım biri mi? Ah! Yoksa şu uzun saçlı dövmeli duman altı oturan tiplerden biri mi? Aman Allah'ım eğer öyleyse bu tarz zararlı alışkanlıkların tümüne karşı biri olduğumu ona söylemelisin"

"Hayır öyle biri değil"

Tam da bu noktada Nilay'ın söze girip "Evet değil! Aksine Meltem insan sağlığını ön planda tutan biriyle yani bir doktorla evleniyor Nisan" demesiyle Nisan'ın yüz ifadesi bir anda değişmişti. O an aklından geçen isim ona göre ihtimal dahilinde bile değildi ama yine de onu kötü anlamda hatırlamasına yol açmıştı. Kendisini toparlayarak gülümsemeye çalışıp "Harika! Sonunda anneme rüyalarındaki damadı sen veriyorsun demek" derken Meltem de sert bir bakış attığı Nilay'ın ardından Nisan'a "Öyle sanırım" diyerek önüne döndü.

........::::::::____::::::::........

Sohbet eşliğinde eve döndüklerinde Nisan arabayı park edip bavullarından birini alarak eve doğru yürümeye başlamıştı. Ancak tuhaftır ki güle oynaya konuşurken gözü bahçeye takılınca bir anda yüzü düşmüştü. Çok sevdiği etrafı güllerle çevrelenmiş salıncağının her zamanki yerinde olmadığını görünce biraz üzülmüştü doğrusu. Halbuki akşamları kulağına kulaklığını takıp oraya oturur ve hayal kurarak yıldızları izlerdi.

"Salıncağım nerede Meltem?"

"O mu? Şey... Kırıldı"

"Kırıldı mı?"

"Çok eskiydi Nisan iyi bile dayandı"

"Ama nasıl olur?"

Meltem kuşku uyandıran salıncak konusunu kapatmak için kapının ziline basarken Nisan da arkası dönük bir halde bahçeye bakarak duruyordu. Küçüklüğünden beri bahçelerinde duran salıncağın kırılmasına çok üzülmüştü. Ayrıca kırılmış olmasına da inanamıyordu çünkü çok sağlam bir salıncak olduğunu biliyordu. Başka bir şey olmuş olmalıydı. Annesi Gül Hanım kapıyı açıp "Kızım gelmiş!" diyerek ona sarılırken Nisan da hemen toparlanıp "Anneeem!" diyerek Gül Hanım'ın boynuna sarıldı. İkisi de neredeyse ağlayacaklardı. Nisan'ın sık gelip gidemiyor oluşu da özlemlerini katlamıştı tabii.

Anne kız kapının önünde özlem giderirken Meltem salondan çıkan Ali'yi görünce son derece şaşırmıştı. Bu saatte neden gelmişti ki? Halbuki geleceğinden kendisine hiç bahsetmemişti. Meltem yapacak bir şey olmadığı için olan oldu diye düşünüp Ali'ye doğru yürüdükten sonra "Hoş geldin hayatım geleceğini bilmiyordum. Sen de mi kardeşimi karşılamaya geldin?" diyerek elini tuttu. Ali o ana kadar Nisan'dan gözlerini ayıramamıştı ama Meltem'in sesiyle hemen toparlanmayı bilmişti. Bu konuşmaları duyan biri daha vardı tabii. Kardeşinin nişanlısını kastettiğini anlayıp merakla onlara doğru bakan Nisan gördükleriyle adeta şok olmuştu.

yukru.gif


Şaşkınlığı sürerken Meltem'in ve Ali'nin ellerine bakıp nişan yüzüklerini görünce de ne yapacağı gibi ne diyeceğini de bilememişti. Kardeşinin evleneceği adam Ali Turalı mıydı yani? Bu nasıl olabilirdi aklı almamıştı. Bu ona göre çok ama çok kötü bir tesadüftü.

Nisan onlara bakarak donup kalmışken Meltem aniden kardeşine doğru dönüp "Aslında sizi bu öğlen tanıştırmayı düşünüyordum ama madem damat bey de burada öyleyse uzatmaya gerek yok" dedi. Nisan'ın ne olduğunu anlayamamış gibi bakan ifadesi Ali'nin beklemediği bir şeydi. Bu yüzden de dikkat çekmeden Meltem'in kulağına doğru yaklaşıp "Nisan'a kim olduğumu söylediğini sanmıştım" dediğinde Meltem de ona doğru aynı sessizlikte "Kim olduğunu ismen söylemedim sadece seni sevdiğimden ve mutlu olduğumdan bahsettim. Yanlış anlamışsın demek ki. Ben senin kim olduğunu telefonda açıklayamazdım ki hayatım. Hem bu konudaki konuşmalarımızı unuttun galiba benim ikinizden haberim yok. Bu konuda sen de dikkat et lütfen" dedi. Ali doğru dürüst anlamadan etmeden pat diye Nisan'ın karşısına çıktığı için kendisine çok kızmıştı.

Meltem elinden tuttuğu Ali ile kardeşinin yanına gelip "Müstakbel eşimle tanış Nisan" dediğinde Nisan ile birbirlerine bakakalan Ali de ilk defa tanışıyorlarmış gibi "Meltem senden çok bahsetti yani seni en az onun kadar iyi tanıyorum" dedikten sonra elini uzatıp tutmasını umarak "Bu arada ben Ali" dedi. En az onun kadar iyi tanıyor demek...

Meltem mutlu görünmeye çalışarak gülümserken Nisan yaşadığı şokun etkisinden henüz çıkamamıştı. Kendisine doğru uzatılan ele bakıyor hemen ardından da Ali'ye ve yanında duran kardeşine bakıyor bu durumun sadece bir kabus olmasını diliyordu. Bu adamın kardeşiyle ne işi vardı Allah aşkına!

dfvewt.gif


........::::::::____::::::::........

Yorumlarınızı bu sayfaya veya verdiğim linkten yorum sayfama yapabilirsiniz ;)
nk83'ün Hikayelerine Yorumlarınız

 
Son düzenleme:
OP
nk83

nk83

࿐*⁀➷
Sitenin Hikaye Yazarı
Katılım
24 Ağustos 2010
Mesajlar
63.714
Tepki
84.347
Puan
113
Konum
İstanbul
cccdfe.png


2.Bölüm : Aman Allah'ım! Benim erkek versiyonum gibisin

Meltem ile aralarında yaşanan yanlış anlaşılma sebebiyle Nisan'ın kendisinden haberi olduğunu sanan ve yaşadığı sevince de bir hayli bozulan Ali aslında durumun hiç de öyle olmadığını anlayınca kendisine çok kızmıştı. Kızmıştı çünkü ne olursa olsun Nisan'ın karşısına böyle pat diye çıkmayı o da istememişti. Ancak artık yapacak bir şey yoktu. Karşı karşıya gelmişlerdi bir kere...

Ali sanki ilk defa tanışıyorlarmış gibi kendisini tanıtıp elini uzatırken Nisan da bu riyakâr tavrı öfkeli gözlerle karşılamıştı. Halbuki elini sıkmak değil ona kardeşinin yanında ne işi olduğunu sormak istiyordu ama bunu şu an yapamayacağını da biliyordu. Ona göre kardeşinin hiçbir şeyden haberi olmadığı belliydi. Ali'nin de Meltem'in yanında neden bahsettiğini anlayamıyormuş gibi davranıp Nisan'ı zor durumda bırakması muhtemeldi. Yani gelir gelmez Ali'nin burada oluşunu sorgulaması kardeşini üzmekten başka bir işe yaramayacaktı.

Nisan'ın kafasını karıştıran bir şey daha vardı. Ali'nin yüzündeki tedirginlik ve bir miktar da şaşkınlık sanki ikisinin kardeş olduğunu bilmiyormuş izlenimi yaratıyordu. Oysaki onun şaşkınlığı başka sebeptendi ama Nisan bunu bilmiyor sadece gördüklerini yorumluyordu. O anlarda Ali ise Nisan'dan çok daha farklı şeyler düşünüyordu. Bunca zaman sonra Nisan'ı karşısında görünce ister istemez geçmişe gitmişti. İlk tanışmalarından son görüşmelerine kadar birçok anı seri bir şekilde hafızasından geçip gidiyor bu da Nisan'ın gözlerine bakarken dalıp gitmesine neden oluyordu.

Nisan'ın soğuk ve mesafeli duruşu karşısında Ali bir an havada kalan elini geri çekmeyi düşünmüştü ama tam bunu uygulamaya geçirecekken Nisan'ın istemeye istemeye elini tutup ağız ucuyla da tanıştığına memnun olduğunu söylemesi bunu yapmasına engel olmuştu. Nisan kendisine uzatılan eli annesi ve kardeşi kuşkulanmasın diye tutmak zorunda kalmış ve bunun da rahatsızlığını hissetmişti ama Ali'nin durumu hiç de öyle değildi. Avucunun içinde Nisan'ın elinin sıcaklığını hissedince onu sıkıca tutup gözlerine bakarak öylece kalmıştı.

Onun aksine Nisan çok gerilmişti. Bir an önce buradan uzaklaşmak istiyordu. Bu yüzden de elini Ali'nin elinden hızla çekip bavullarını odasına çıkarma bahanesiyle kaçmak istemişti ancak Gül Hanım ondan önce davranarak kızının koluna girip "Bırak bakalım sen onları! Kızım evine daha yeni gelmiş bavul mu taşıtırım ben ona? Geç içeriye bakalım" dedikten sonra herkesi salona yönlendirdi. Kaçış yoktu yani.

Nisan karşı çıkamadan annesinin çekiştirmesi ile salona girerken Meltem de Ali'nin kolunda arkalarından yürüyordu. Koltuklara geçtiklerinde ise Nisan elini bir an olsun bırakmayan annesinin yanına Ali de Meltem ile birlikte karşılarındaki koltuğa oturmuştu. O anlarda Nisan'ın dikkati annesindeydi ama Ali'nin gözleri istemsizce ona doğru kayıyordu. Meltem bunu fark ederse pek hoş şeyler olmazdı doğrusu.

"Aç mısın kızım yemek yiyebildin mi?"

"Hayır değilim anne havaalanında bir şeyler atıştırmıştım"

"Yolculuk nasıl geçti? "

"Uçakla olunca nasıl geldiğimi anlamadım bile"

"Olsun anlamasan bile yorulmuşsundur. Kolay mı kızım kaç gündür geri dönmek için hazırlanıyorsun"

Annesinin sözünün üzerine Meltem gülümseyerek "Senin kızın hiç yorulmaz ki anne! Bavulları bagaja yerleştirirken arka koltuğa geçip rahat rahat oturacağına anahtarlarımı aşırıp hemen arabama el koydu" dedi. Gül Hanım küçük kızının saçlarını okşarken Nisan da annesine "Arabayı başkası kullanınca kötü oluyorum ne yapayım?" diyerek muzur bir gülüş atmıştı. Meltem tebessüm ediyordu ama gözü Ali'ye kayıp onun da Nisan'ın gülüşünü dalmış bir halde izlediğini fark edince bu tebessüm yüzünden ani bir şekilde silinmişti. Bu yüzden de Ali'nin dikkatini dağıtmak için "Hani bugün Mehmet de seninle gelecekti yoksa akşamı mı bekliyor?" diye sordu.

Nisan bu tanıdık ismi duyunca bakışlarını onlara doğru çevirmişti. O da telefonla konuşsalar da Mehmet'i hiç görmemiş ve açıkçası bu gizemli kardeşi epey bir merak etmişti. İşin garibi şu an bile Mehmet'in sesi kulaklarındaydı. Sanki kendisine aynı o günkü gibi "Kurtul ondan... Toz ol... Arkana bile bakmadan kaç!" diyordu. Onu dinlese miydi acaba? Nisan düşüncelere dalarken Ali de o sırada Meltem'in sorusunu cevaplandırıyordu.

"Buraya gelmeden önce Mehmet'i arayıp akşamki planımızı erkene aldığımı söylemiştim. Aslında bana geleceğini söylemişti ama belli ki bir işi çıktı. Kardeşim adına sizden özür dilerim"

"Önemli değil nasıl olsa artık burada görüşecek daha çok zamanımız olacak"

"Aslında Mehmet şeyden sonra..."

"Düğünden mi hayatım?"

Nisan istemsizce gözlerini devirip yerinden kalkmıştı. Dikkatini konsolun üzerindeki resim çerçevelerine verirken Ali de bir gözü onda olarak "Evet düğünden sonra geri dönecek. Gerçi babam hayatıyla alakalı biraz fazla sıkıştırınca az kalsın geldiği gibi geri dönüyormuş" dedi. Meltem bu dediğine gülüp "Sahi mi?" diye sormadan edememişti. Aynen öyleydi.

Ali sözüne "Her zamanki gibi babam kardeşimi yakalar yakalamaz yine soru yağmuruna tutmuş. Mehmet sorguya çekilmeyi de tercih ettiği hayata karışılmasını da pek sevmez. Hâl böyle olunca babamın onu sıkıştırdığı anlarda o da çaktırmadan akşam uçağı saat kaçta diye bakmış. Bana da sonradan söyledi. Yani hiç tanışamayabilirdiniz de..." diyerek devam ederken bu duyduğu Nisan'ı gülümsetmişti. Hatta gülümsemekle de kalmayıp bir de üzerine "Kardeşini sevdim. Tam benim kafadan! Umarım işi çıkmamıştır ve birazdan gelir çünkü onunla çok iyi anlaşacakmışız gibi hissediyorum" demesi annesini ve Meltem'i tebessüm ettirse de Ali'nin canını epey bir sıkmıştı. Gülüşü gibi bunu söylerken de çok içten ve mutlu görünüyordu. Meltem'in daha önceden imalı bir tavırla "Kardeşlerimiz çok iyi anlaşacak" demesinden hoşlanmadığı gibi Nisan'ın bu gözlerinin içi gülen halinden de hiç hoşlanmamıştı.

Nisan yaşanan sessizlik sebebiyle arkasını dönüp kendisine çevrilmiş bakışlara karşı "İyi bile dayanmış! Ben olsam çoktan bileti ayırtır gece oldu mu pııır diye kaçardım" dedi. Ali bunu duyunca çok bozulmuştu. Az kalsın "Yapmadığın şey değil!" diyecekti ki Meltem'in elini elinin üzerinde hissedince hafifçe öksürerek önüne döndü. Gül Hanım'ın telaşla "Sakın böyle bir şey yapma Nisan yüreğime iner!" dediği anda telefon çalınca kurtulduğunu düşünen Nisan da hemen "Affedersiniz! Hemen dönerim. Siz ben varmışım gibi sohbetinize devam edin" dedi ve hızla salondan çıktı. Aslında dönmeye hiç niyeti yoktu. Bir bahane ile Ali gidene dek odasından çıkmayacaktı.

........::::::::____::::::::........

Nisan arkadaşıyla olan telefon görüşmesini bitirdikten sonra pencerenin önüne geçip bahçeyi izlemeye başlamıştı. Kırılan salıncağı da canını epey bir sıkmıştı. Oldukça sağlam olduğunu biliyordu ve bu yüzden de kırılmış olmasına hâlâ bir anlam veremiyordu. Haklıydı. Öyle kolay kolay kendiliğinden kırılacak bir salıncak değildi o.

Anlık bir düşünce ile odasından çıkıp sessizce aşağıya indi. Parmak uçlarında yürüyüp kapının kenarından salona doğru baktığında tam da görmek istediği görüntüyle karşılaşmıştı. Annesinin de Ali ile Meltem'in de dikkati dağınık gibiydi. Son derece yavaş hareketlerle Meltem'in arabasının anahtarını girişteki konsolun üstünden aldıktan sonra gözü onlarda olarak kapıya yaklaşıp çantasını ve ayakkabılarını da diğer eline aldı. Ortadan kaybolma anı gelip çatmışa benziyordu.

İçinden üçe kadar saydıktan sonra sessiz olmaya gayret ederek kapıyı açıp kendisini büyük bir hızla dışarı attı. Attı atmasına ama o hızla kapıyı çalmaya hazırlanan Mehmet'e çarpıp bir anda kendisini onun kollarında buluverdi.

"Hop hoop!"

Mehmet ansızın karşısına çıkan Nisan'ı düşmesin diye tutarken Nisan da aynı sebepten ona tutunmuştu. Birbirleriyle göz göze geldiklerinde ise Mehmet'in hoş tebessümü eşliğinde Nisan gülümseyip kendisine bir çekidüzen vererek doğruldu. O sırada da Gül Hanım'ın içeriden "Nisancığım!" diyen seslenişi duyulmuştu. Oops!

Nisan kendisine seslenildiğini duyduğu anda yüzünü buruşturarak kapıyı yavaşça kapatıp tekrardan önüne döndü. Kapı önünde kalan Mehmet onun bu komik halini izlemekten hiç şikayetçi değil gibiydi. Nisan ise bir yandan spor ayakkabısını giyip bir yandan da ona bakarak "Aa! Sen içeri girecektin ama ben aptal gibi kapıyı kapattım. Kusura bakma ne olur" dedi. Mehmet önemli olmadığını söylerken onun sesini tanıdık bulan Nisan meraklı bakışlarıyla "Sen..." dedikten sonra kendinden daha bir emin olarak "Sen Mehmet'sin" dedi. Bunu söylerken ses tonu ne kadar da yumuşak çıkmıştı öyle.


dfgfd.gif


Mehmet kendisini tanımasına şaşırıp suskun kalınca Nisan utanarak yüzünü düşürüp "Yanıldım mı? Ama sesin... Ah! Aklımdaki de hemen ağzımda kusura bakma. Aslında o da gelecekmiş benim kardeşim Meltem onun kardeşine yani Ali'ye neden gelmediğini soruyordu ben de o yüzden seni o sandım. Neyse... Sen Meltem'in arkadaşı mısın?" diye sordu. Yok yok! Tam da düşündüğü kişiydi.

"Kusura bakma beni sesimden tanıyacağını düşünmediğim için biraz şaşırdım sadece"

"O halde sen Mehmet'sin"

"Sen de Nisan'sın"

"Evet!"

"Şey... Yanlış anlamazsan bir şey sorabilir miyim?"

"Tabii ki"

"İçerideki durumlar ne? Kaçar gibi çıkıyordun da bu halin beni içeriye girip girmeme konusunda biraz tereddüde düşürdü"

Nisan içerideki atmosferi düşününce yeniden yüzünü asıp "Ben sadece biraz hava almak istemiştim" dese de Mehmet'in memnuniyetsiz bir halde "O kadar mı kötü yani?" demesine dayanamayıp gülmüştü. Mehmet ona bakıp ne olduğu sorarken Nisan onun yüzündeki ifadeye bakıp başını evet dercesine sallayarak "O kadar kötü!" dedi ama Mehmet aniden bir ses duyup işaret parmağını dudağına götürerek Nisan'dan susmasını istedi. Onun işareti ile hareketsizce duran Nisan da dikkatini sese vermişti. Eyvah! Kapıya biri yaklaşıyor gibiydi.

kdkh.gif


"Nisan odasında değil miydi? Küçük hanım gelir gelmez yine haber vermeden ortadan kaybolmuş!"

Nisan fena paniklemişti. Sessizce "Eyvah! Annem evde olmadığımı anladı. Benim acilen gitmem lazım" dediğinde Mehmet onu kolundan tutup gözlerine dik dik bakarak "Kardeşin beni sorduğunda Ali ona ne dedi?" diye sordu. Niye böyle bir şey soruyordu ki şimdi? Nisan gözlerini kısıp "İşinin çıkmış olabileceğini söyleyip senin adına özür diledi. Neden sordun?" dediğinde kısa bir an düşünen Mehmet kardeşini onaylar gibi "Doğru demiş işim çıktı!" dedi. Nisan ona bakıp kalmıştı ama tam kapının açılmak üzere olduğunu anlayıp yüzünü ekşitmişti ki Mehmet onu kolundan tuttuğu gibi hızla merdivenlerden indirerek koşar adım oradan uzaklaştırdı.

İkisi de ilerideki duvarın dibine geldiklerinde Mehmet açılan kapıdan Ali'nin çıktığını görüp "Ali gidiyor galiba. Oo! Hayır yanlış alarm hep beraber bahçeye geçtiler" dedi ama Nisan'ı bir gülme almıştı bir türlü duramıyordu. Mehmet çıkardığı kıkırdama sesleriyle ona bakıp ne olduğunu sorunca da Nisan elindeki anahtarı ona doğru sallayıp "Anahtar bende ama araba evin önünde kaldı. Ne yapacağım ben şimdi? Görünmeden alabilir miyim ki?" dedi. Hayda!

"Görünmeden alabileceğini sanmıyorum"

"Ya..."

"Uzak bir yere mi gidecektin?"

"Aslında pek değil. Bahçemizde bir salıncağım vardı ama ben yokken kırılmış. Yeni bir tane yapması için Şevket amcaya gidecektim. Sayemde ailemizin marangozu gibi oldu küçüklüğümden beri benimle uğraşır durur"

"Bende araba var istersen seni istediğin yere götürebilirim"

"Ama işim çıktı demiştin"

Mehmet tek kaşını kaldırıp ona "İşim var gibi mi görünüyorum?" der gibi bakarken Nisan da "Bu bakış epey tanıdık geldi" dedikten sonra parmağını kaldırıp "Ben kullanabilir miyim? Başkası kullanınca beni araba tutuyor da" dedi. Mehmet yüzündeki sabit ifadeyi bozmadan olduğu yerden "Yakala!" diyerek anahtarı havaya atınca Nisan da şirin bir gülüşle anahtarı havadayken yakaladı. İlk defa birinden kolayca anahtarını almıştı. Mehmet'in isteğini sorgulamadan uygulaması hoşuna gitmişti doğrusu. Gerçekten iyi anlaşacağa benziyorlardı.

Nisan anahtarı aldığı gibi neşeli bir şekilde şoför tarafına geçerken bahçede oturan Ali'nin gözü de ikisine takılmıştı. Nisan'ın kimseye görünmeden gitmesine mi şaşırsın yoksa yanında kardeşinin olduğuna ve sanki kırk yıllık arkadaşlarmış gibi aynı arabaya binip gidişlerine mi şaşırsın bilememişti. Nisan arabayı çalıştırıp Mehmet ile birlikte gözden kaybolduğunda o da kaşlarını çatıp ikisinin gidişini izlemekle yetinmek zorunda kalmıştı.

........::::::::____::::::::........

Nisan müzik dinlemek için elini radyoya atıp bir türlü de açmayı başaramayınca Mehmet'e doğru dönerek "Radyo açılmıyor mu?" diye sordu. Mehmet hiçbir fikri yokmuş gibi bakıp "Radyo mu? Bilmem. Araba benim olmadığı için çalışıp çalışmadığını bilmiyorum" dedi. Nasıl yani?

Nisan şaşırmış gibi bir ona bir de yola bakıp "Senin değilse kimin peki?" diye sordu haliyle. Sessiz kalan Mehmet ise onun kendisine bakıp baskıyı arttırmasıyla birlikte yaramazlık yapmış bir çocuk gibi pısık pısık bakarak "Aile bireylerinden birinin olmalı. Anahtarlar sehpanın üzerinde duruyordu da alırken sorgulamadım. Ama ruhsat buralarda bir yerlerde olmalı. Merak ettiysen bak istersen" dedi. Nisan ruhsata değil şaşkın bir halde ona doğru bakıyordu. Mehmet yola bakmasını istediğinde çok tatlı bir gülüşle dediğini yapıp "Aman Allah'ım! Benim erkek versiyonum gibisin" deyince Mehmet de onun neşeli haline bakarak yüzündeki tebessümle düşüncelere daldı.

Evde ise Gül Hanım ikram niteliğinde bir şeyler getirmek için mutfağa gitmişti. Meltem yalnız kaldıkları için kardeşinin gidişiyle ilgili endişesini dile getirerek "Nisan düşündüğümden daha çok üzüldü sanırım. Baksana bize görünmeden çıkmış. Nerede acaba?" dediğinde Ali kardeşiyle Nisan'ın gidişini gördüğü için bozulmuş bir halde "Merak etme giderken pek de üzülmüşe benzemiyordu" demiş Meltem'i de bu dediğiyle şaşırtmıştı.

"İçeride beraberdik Nisan'ın çıktığını ben bile görmedim"

"Az önce Mehmet ile aynı arabaya binip gayet neşeli bir şekilde buradan uzaklaştılar"

"Nasıl yani? Hem de Mehmet ile!"

"İnanmıyorsan telefon aç kardeşine sor"

"Elbette soracağım"

Meltem telefonu eline alıp hemen kardeşini aramaya başlamıştı. Bir iki çalışın ardından açıldığındaysa heyecanlı gözlerini Ali'ye doğrultup Nisan'a da "Nerelerdesin kaçak? Kaş göz arasında çıkmışsın" dedi. Ali Nisan'ın Mehmet ile birlikte olduğunu bildiği için rahatsız olup başını diğer yana çevirmişti.

"Evde sıkıldım biraz"

"Nereye gidiyorsun peki?"

"Şevket amcaya gidiyorum ama fazla gecikmem merak etmeyin. Bu arada arabanın anahtarı çantamda kalmış arayıp bulamazsan telaşlanma olur mu?"

"Evden çıkmayacağım zaten sorun değil. Nisan sen tek mi..."

"Meltemciğim ben şu an araba kullanıyorum kapatmam lazım zaten trafik sesinden de zor duyuyorum. Ben seni sonra ararım ya da eve dönünce konuşuruz tamam mı canım? Hadi görüşürüz öptüm"

Kapatılan telefonun ardından Meltem şaşkın bir ifadeyle gülerken Ali'ye de "Bana yalan söyledi! Öz kardeşim bana Mehmet'in yanında olduğunu söylemek yerine Şevket amcaya gideceğini söyledi. Daha ilk günden bu ikisi ne işler çeviriyor böyle?" dedi. Ali bu durumu önemsememiş gibi gözükmeye çalışıp "Belki de birlikte gidiyorlardır. Kardeşlerimizin iyi anlaşacağını sen de söylemiştin. Belli ki dediğin gibi olmuş" dese de bu yakınlıktan dolayı çok huzursuz olmuştu. Nisan ile Mehmet'in yakınlaşması en son isteyeceği şey bile değildi çünkü.

Çok geçmeden Nisan ile Mehmet marangozhanenin önüne gelmişti. Nisan arabadan inip anahtarı arabayı kullanmasına izin verdiği için teşekkür ederek Mehmet'e geri uzatırken Mehmet de haklı olarak şaşırıp "Seni sadece bir yere giderken mi araç tutuyor? Dönerken bir sorun yok yani" diye sordu.

"Şey ben... Aslında senin yeteri kadar vaktini çaldım diye düşünüyordum"

"Yapma Nisan! Gidip kardeşlerimizin sıkıcı evlilik planlarını dinleyeceğime birazdan seninle birlikte bir marangozhanede ahşap seçeceğim. Hem belki Şevki amcan..."

"Şevket"

"Şevket amcan ona ahşap işlerinde yardım etmemize de izin verir ne dersin?"

"Bu tarz işleri seviyorsun demek"

"Elimden biraz gelir diyelim"

"Gerçekten mi?"

"Evet gerçekten söylüyorum. Hatta kendime ahşap bir sallanan sandalye yapmıştım. Ankara'daki evimde duruyor"

"Aa! Çok şaşırdım. Ben daha basit şeyler yapıyorsun sanmıştım. Eminim çok güzel olmuştur"

"Görüntü şahane ama tek kusuru..."

"Tek kusuru ne?"

"Üzerine oturulmuyor. Birkaç kere denedim ama kendimi yerde buldum. Sanırım bir yerde bir yanlışlık yapıyorum"

"Üzerine oturulamayan bir sallanan sandalye... Çok yaratıcı!"

"Dalga geçme"

"Dalga geçmiyorum "

Mehmet kendisini gülmemek için zor tutan Nisan'a kapıyı açıp "Dalga geçiyorsun Nisan!" dediğinde Nisan da alenen gülmeye başlayarak ona muzurca "Evet dalga geçiyorum! Sırada ne var Mehmet aydınlatmayan lamba mı?" diye sordu ve cevabını beklemeden yanından süzülerek geçip içeriye girdi. Ne dedi o?


cxbysrt.gif


Arkada kalan Mehmet söylediği şey ile afallasa da yine de espiri anlayışı hoşuna gitmiş gibi tebessüm edip "Aydınlatmayan lamba... Demek ki sizinle kelimelerimizi seçerek konuşmak gerekiyor Nisan Hanım" diyerek onun ardından içeri girdi. Bu kızın eline de diline de düşmemeye çalışmalısın Mehmet.

........::::::::____::::::::........

İki saat boyunca çay içip sohbet etmiş modelleri incelemiş ve Şevket Bey'in nezaretinde ahşap kesmişlerdi. İkisi de hallerinden pek bir memnundu doğrusu. Buraya gelirken ne Nisan ne de Mehmet bu kadar eğleneceklerini tahmin etmemişti herhalde.

Şimdi de Mehmet sallanan sandalyesi konusunda ne gibi bir yanlışlık yaptığını Şevket Bey'e sorarken bir gözüyle de köşede eğilmiş avucuna aldığı talaşları üfleyerek uçuşturan Nisan'ı izliyordu. O kadar tatlı gözüküyordu ki resmen küçük bir kız çocuğu gibiydi.

Şevket Bey sorularına cevap verirken Mehmet'in bakışlarını takip edip Nisan'ı kastederek "Küçükken de böyleydi. Talaşları uçuşturur sonra da minik parçalar yüzünden öksürük krizine girerdi. Astımı var da..." dedi. Şevket Bey seslenerek "Kızım sen akıllanmayacak mısın?" dediği anda Nisan da onun sesini duyup boş bulunarak aniden kalkmış ama Mehmet'in "Dikkat et!" demesine kalmadan başını tezgahın üzerindeki kesilmek üzere bekleyen malzemelere vurmuştu. Hem de ne vurmak...

Nisan'ın başını vurduğunu görür görmez oturduğu yerden fırlayan Mehmet hemen yanına gidip "Bir şey oldu mu?" diye sordu. Olmaması mümkün müydü? Acıdan Nisan'ın gözleri kaymıştı ve başını tutarken bir yandan da durum bilgisi vermeye çalışıp tek gözünü kısarak "Kafamı çarptım" diyordu. Mehmet saçlarının arasına bakıp başına bir şey olup olmadığına dikkatle bakarken "Bunu fark ettik. Acıyor mu peki?" dediğinde yan taraftan çıkan Şevket Bey de ona buz torbasını verdi.

"Çarptığım anda çok acıdı ama şimdi acımıyor. Sorun yok yani"

"Hadi kalk önce eczaneye gidelim sonra da seni eve bırakayım"

"Bir şey yok ki bak geçti"

"Alnın kanıyor Nisan"

bgfnt.gif


"Gerçekten mi? Tamam sen kazandın. Hadi gidelim. Şevket amca görüşürüz salıncağımı unutma tamam mı?"

"Tamam kızım hadi siz gidin"

"Görüşmek üzere Şevket Bey verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederim"

"Güle güle delikanlı! Gerekirse telefonla ara yine yardımcı olurum"

"Sağ olun"

"Sen de sağ ol. Hadi al götür bu deli kızı bir an önce"

"Tamam"

........::::::::____::::::::........

Marangozhaneden ayrıldıktan sonra gördükleri ilk eczaneye girmişlerdi. Kanayan yerdeki kıymıklar temizlenip minik bir bantla kapatılmış ve Nisan'a sabah akşam sürmesi için bir merhem verilmişti. Birlikte arabaya geçip eve dönerken de Nisan'ın gerçekten midesinin bulandığını ve yanında zar zor durduğunu anlayan Mehmet şaşırarak "Hadi canım! Bu konuda ciddi miydin?" deyip arabayı kenara çekti. Ciddiydi tabii ki.

Nisan arabadan inmiş ve biraz hava alıp kendisine geldikten sonra bu sefer şoför tarafına geçmişti. Oturur oturmaz da dikiz aynasından kendisine bakıp alnındaki bandı saçıyla saklamaya çalışarak "Of! Annemin nereye kaybolduğumu sorması yetmeyecekmiş gibi bir de üstüne kızım niye kendine dikkat etmiyorsun demeleri eklenecek" dedi. Belli ki Nisan da sorguya çekilmeyi sevmeyenlerdendi.

Mehmet torpido gözünü kurcalarken ona "O zaman sen de annen sormadan her şeyi bir çırpıda anlatır konuşmasına fırsat vermeden de odana çıkarsın" dediğinde bu fikri çok beğenip başını sallayan Nisan da arabayı çalıştırarak eve doğru gitti. Kısa bir süre sonra da evin önüne gelmişlerdi. İkisi de arabadan inip bahçeye baktıklarında Gül Hanım'ın Meltem'in ve Ali'nin hâlâ orada oturup sohbet ettiklerini görmüşlerdi. Nisan içinden "Bu Ali de neden hâlâ gitmemişti ki" diye geçirmeden edemiyordu.

"Seni eve davet etmemi ister misin Mehmet? Cevabını bahçedeki görüntüye bakarak ver ama"

"Neredeydiniz? Neden geldin de içeriye girmedin? İki dakika uğrasaydın ya Mehmet... Of! Hayır istemem. Sağ ol"

"Ben de öyle düşünmüştüm. Neyse! Bana eşlik ettiğin için teşekkür ederim. Kafamdaki çiziğe rağmen çok eğlendim"

"Ben de öyle"

"Görüşürüz Mehmet"

"Görüşürüz Nisan"

Nisan birkaç adım atıp sonra da aniden Mehmet'e döndükten sonra "Seninle tanıştığıma memnun olduğumu söylemiş miydim?" diye sordu. Bu memnun oldum demekti herhalde. Mehmet başını "Hayır söylemedin" diyerek iki yana sallarken Nisan da ona uzun uzun bakıp tatlı bir tebessümle "Seni tanıdığıma çok sevindim Mehmet. Ayrıca hakkında yanılmadığıma da mutlu oldum" dedi. Mehmet de aynı şekilde karşılık verdiğinde Nisan onunla vedalaşıp koşturarak eve doğru gitti. Mehmet ise arabaya binmiş ve onun gidişini izleyerek uzaklaşmıştı.

Nisan'ın yüzünde bir daha hiç silinmeyecekmiş gibi görünen tatlı bir tebessüm vardı. Merdivenleri hissettiği mutlulukla uçar gibi çıkıp son basamağa geldiğinde alnındaki bandı görerek ayaklanan Ali de "Ne oldu sana? Dur bir bakayım" diyerek telaşla yanına geldi. Nisan'ın yüzündeki gülüş o an görünürlüğünü kaybetmişti. Ali'nin kendisine yaklaşmasıyla geri çekilerek sessizce "Sakın bana dokunma!" dedikten sonra uçuşan saçıyla da bandın üzerini kapattı.


yukuhjkghj.gif


Ali gözlerini onun öfkeli gözlerinde gezdirirken Nisan bakışlarını annesine çevirip aynı Mehmet'in dediği gibi bir nefeste "Odamdayken bir anda aklıma kırılan salıncağım geldi. Ben de Şevket amcaya gidip ondan bana yeni bir tane yapmasını istedim. O sırada detayları sormayın ama talaşlarla oynarken başımı çarptım. Biraz kanadı ama eczanede temizleyip bana merhem verdiler yani hiçbir sorun ya da sıkıntı yok merak etmeyin. Şimdi de odama gidip üstümü başımı temizleyeceğim çünkü her yerim talaş oldu. Akşam yemekte görüşürüz!" dedi ve apar topar içeriye girip odasına çıktı. Nisan o kadar hızlı konuşmuştu ki Gül Hanım'ın da lafları ağzında kalmış bir şey diyemeden kızı ortadan toz olmuştu.

Ali bir şeylerden rahatsız olmuş olmalı ki dişlerini sıkıyordu. Arkasını dönüp "Ben artık gideyim daha sonra görüşürüz" dedi ve kendisini geçirmeye gelen Meltem'e Nisan'ı kastederek "Alnına buz koymak iyi gelecektir. Ekstra bir şey olursa yani baş dönmesi mide bulantısı ya da uyku hali gibi beni arayın ya da hiç beklemeyin hemen yakın bir hastanenin acil bölümüne gidin" dedi. Meltem onun küçücük bir şey için bu kadar endişelenmesine bozulsa da yine de bunu belli etmeyip "Merak etme hayatım bir şey olmaz zaten basit bir şeye benziyor ama yine de gerekirse biz acile gideriz" dedi. Ali endişeli bir halde eve doğru bakıp sonra da Gül Hanım'a "Hoşça kalın" diyerek Meltem'in eşliğinde arabasına doğru gitti. Bakalım Mehmet eve dönmüş müydü? Bir de onu görmek lazımdı sanki.

........::::::::____::::::::........

Ali eve gelip ceketini astıktan sonra yerdeki birkaç talaş kırıntısını bakıp annesine de "Bunlar ne?" dedi sanki anlamamış gibi. Yanına gelen Betül Hanım neden bahsettiğini anladığında hafifçe tebessüm edip "Mehmet'in işleri! Marangozhaneye mi gitmiş ne oradan taşıdı herhalde" dedi oğlunu öperek. Ali ise gözlerini talaşlardan ayıramamıştı. İster istemez Mehmet ile Nisan'ı birlikte düşünüyordu.

"Mehmet nerede şimdi odasında mı?"

"Evet odasında. Duş alacaktı ama çıkmıştır herhalde"

"Ben bir bakayım sonra üstümü değiştirip hemen hastaneye geçeceğim. Eski bir hastam gelecekmiş benden başkasına muayene olmak istemiyormuş"

"Tamam oğlum"

Ali ağır adımlarla merdivenleri çıkıp Mehmet'in kapısını ismiyle tıklattıktan sonra onun "Gir Ali!" diyen sesiyle birlikte de kapıyı açıp "Neden gelmedin? Meltem seninle tanışmayı çok istiyordu" diyerek içeriye girdi. Mehmet gömleğini giyerken "Geldim ama son anda içeriye girmekten vazgeçtim" dediğinde Ali de düşünceli gözlerle kardeşine bakıp "Seni gördüm" dedi. Ses tonunda biraz kinaye var gibiydi. Mehmet onu baştan aşağıya süzüp "Sizi demek istedin herhalde çünkü yanımda Nisan'da vardı" dedikten sonra Ali'nin gözlerini üzerine dikip dediğini onaylar gibi başını sallamasıyla da "Neden öyle bakıyorsun?" diye sordu. Söylemese daha mı iyi olurdu acaba?


wretrtr.gif


"Nasıl bakıyorum Mehmet?"

"Yanlış bir şey yapmışım gibi"

"Yaptın mı peki?"

"Kime göre neye göre? Eğer bana göre ise hayır yapmadım"

"O halde..."

"O halde sorun yok! Biz iki sıkıntıya gelemeyen tip biraz ortalardan kaybolduk ve sonra da sıkıntımız geçince geri geldik. Hepsi bu!"

Ali bundan hoşlanmadığını belli etmek istemediği için yüzünü gözünü toparlayıp "İyi... İkinizin anlaştığına sevindim o zaman" dedi. Bunları söylerken gözü koltuğun kenarındaki tozlu pantolona takılınca da merakına yenilip "Bu pantolon bu hale nasıl geldi peki?" diye sordu. Alacağı cevap içine kurt düşürmeye yetecek bir cevap olacaktı.

Mehmet pantolonu oradan alırken bir yandan da gayri ihtiyari bir şekilde gülümseyip "Nisan ile marangozhanede biraz ahşap kestik. Hiç bu kadar eğlenmemiştim biliyor musun?" dedi ve aniden durarak Nisan'ı düşünüp sözünü de "Çok kafa dengi kız! İnan frekanslarımızın bu kadar tutacağını ben bile tahmin etmemiştim" diyerek tamamladı. İyi güzel ama onların frekanslarının tutması Ali'nin frekanslarının bozulmasına yol açıyordu.

"Marangozhanede..."

"Evet çok eğlenceliydi"

"Tam sana göre bir yer bulmuşsunuz"

"Aynen öyle. Şevket Bey de şahane biri! Bana birkaç ipucu verdi. Ankara'ya dönünce söylediklerini hemen uygulamaya geçireceğim"

Ali içi içini kemirerek kapıya doğru dönüp "Benim şimdi çıkmam gerekiyor. Hastam gelecekmiş dönünce devam ederiz" dedi. Mehmet gayet rahat bir tavırla keyfine bakmasını söyleyince de birkaç saniye kardeşine bakıp sonra da odadan dışarıya çıktı. Ancak henüz gidememişti. Sırtını bitik bir halde kapattığı kapıya yasladığında kalbi sıkışacakmış gibi oluyordu. Mehmet ile Nisan'ın bir anda bu kadar samimi olması hoşuna gitmediği gibi hakkı olmadan kıskançlık hislerine de yenik düşmesine neden olmuştu. Ne yazık ki bu hislerin onu götüreceği yol kendisi gibi Meltem'i de Mehmet'i de Nisan'ı da çok ama çok yıpratacaktı.

........::::::::____::::::::........

Yorumlarınızı bu sayfaya veya verdiğim linkten yorum sayfama yapabilirsiniz
nk83'ün Hikayelerine Yorumlarınız
 
Son düzenleme:
OP
nk83

nk83

࿐*⁀➷
Sitenin Hikaye Yazarı
Katılım
24 Ağustos 2010
Mesajlar
63.714
Tepki
84.347
Puan
113
Konum
İstanbul
2.Bölüm Eklendi. Keyifli Okumalar
(3.Bölümün tanıtımını bir ara
yorumlar konuma ekleyeceğim ;) )
 
Son düzenleme:

Şu anda bu konu'yu okuyan kullanıcılar

    Üst