Efendimiz'den(SAV) Kıssadan Hisseye Hikayeler

sıladayım

Daimi Üye
Katılım
3 Aralık 2009
Mesajlar
15.208
Tepki
27.374
Puan
113
Konum
trabzon
YETERKİ İSTEMESİNİ BİL..

Ashabdan Enes bin malik (r.d ) anlatıyor:

Hz peygamber'in (s.a.v) ashabı içinde Ebu Ma'lek diye birisi vardı. Bu zat, Şam ile Medine arasında tüccarlık yapardı.
...
Kendisi Allah Tealaya tevekkül ederek bir kafileye katılmaz kendisi , yalnız gidip gelirdi. Bir defasında Şam'dan Medineye doğru gelirken önüne at üzerinde bir hırsız çıktı.

Dur dur! " diye bağırdı. Tüccar durdu ve hırsıza,

"İşte malım , al senin olsun; beni bırak dedi. Hırsız,

"Ben malı istemiyorum, seni öldürmek istiyorum" dedi.

Tüccar,

Beni öldürüp eline ne geçecek? İşte malım , senin işine yarar, al da beni bırak!" dedi. Hırsız aynı sözleri tekrar etti, onu öldüreceğini söyledi. Tüccar,

"Öyleyse bana biraz müsade et de bir abdest alıp namaz kılayım, yüce Rabbime dua edeyim" dedi Hırsız,
"İstediğini yap " dedi.

Ebu Ma'lek, abdest aldı, sonra namaz kıldı; namazdan sonra ellerini açtı ve şöyle dua etti:

"Ya Vecud... Ya Vedut...
Ya Zel-Arşi'l-Mecid
Ya Mubdiü Ya Müid
Ya Fe'alün Lima yürid
Es-elüke bi nuri vechikellezi melee erkane arşik
Ve es-elüke bi kudretikelleti kaderte biha ala halkık,
Ve bi rahmetikelleti vesiat külle şey'in
La ilahe illa ente
Ya Müğis, eğisni."

Manası:

"Ey yüce dost, ey yüce arşın sahibi!
Ey yoktan var eden, var ettiğini yok eden rabbim!
Ey her istediğini yapan Allahım!
Arşın her yanını dolduran Zatının nuru hürmetine,
Bütün mahlukata hükmettiğin kudretinin azametine,
Her şeyi kuşatan rahmetinin bereketine,
Senden istiyorum.
Senden başka ilah yoktur.
Ey çaresizlerin yardımına yetişen Allah'ım, bana yardım et".

Bu duayı üç kez tekrarladı.

Duasını bitirir bitirmez boz renkli, yeşil elbiseli bir atlı belirdi. Elinde nurdan bir mızrak vardı.Hırsız kendisine yaklaşınca atlı ona hücüm edip mızrağı öyle bir vurdu ki, hırsız atından yuvarlandı. Sonra tüccara dönerek,

"kalk onu öldür" dedi. Tüccar,

" Sen kimsin? Ben bu zamana kadar hiç kimseyi öldürmedim. Onu öldürmek hoşuma gitmez" dedi.O zaman atlı gidip hırsızı öldürdü, sonra tüccarın yanına geldi ve ona şöyle dedi:

"Ben üçüncü kat gökte bulunan bir meleğim. Sen ilk dua ettiğin zaman göğün kapılarının gıcırdayıp ses verdiğini işittik ve, "Yeni bir olay oluyor !" dedik. Sen ikinci kez dua yapınca göğün kapıları açıldı.Sonra üçüncü kez dua edince, Cebrail gelerek,

" Şu anda darda kalmış kula kim yardım eder? dedi. Ben yüce Allah'dan o hırsızı öldürme işini bana vermesini istedim, izin verildi ve sana yardıma geldim.

Ey Allah'ın kulu, Şunu Bil, "KİM BAŞINA GELEN HER TÜRLÜ SIKINTI VE MUSİBETTE SENİN YAPTIĞIN DUA" ile dua yaparsa, Allah Teala onun sıkıntısını giderir,kendisine yardım eder!".

Bu tüccar sağ-sağlim Medine'ye döndü, Hz peygamber (s.a.v.) yanına geldi, başından geçenleri ve yaptığı dua'yı kendisine anlattı. Hz peygamber(s.a.v) ona,

"Allah Teala sana kendisiyle dua edinince kabul ettiği, bir şey istenirse verdiği güzel isimlerini öğretmiş" buyurdu...
 
OP
sıladayım

sıladayım

Daimi Üye
Katılım
3 Aralık 2009
Mesajlar
15.208
Tepki
27.374
Puan
113
Konum
trabzon
SADECE KUŞLARI DEĞİL



Şeyhulislâm Zenbilli Ali Efendi (rh.), zamanın en büyük âlimlerindendi. Herkes tarafından sevilir ve sayılırdı. Sık sık tertip ettiği sohbet toplantıları çok samimi bir hava içinde geçerdi. Her sohbeti ayrı bir güzellikte olur, dinleyenleri coştururdu.
...
Bir yaz günüydü. Hava oldukça sıcaktı. Zenbilli Ali Efendi'nin evinin arka kısmındaki bahçede, ateş gülleri arasında sohbete oturulmuştu. Bir ara söz canlı cinslerine gelip dayandı. Hocanın, yakın arkadaşlarından biri ile aralarında şöyle bir diyalog geçti:

-Hocam, en çok hangi kuşları seversiniz?
- Ben sadece kuşları değil, bütün hayvanları fazlasıyla severim.
- Peki hocam, insanlarla alâkalı ne düşünüyorsunuz?
-İnsanları da severim; ama hepsini değil. Hayvanların hepsi sevilmeye lâyık oldukları halde, insanların hepsi sevilmeye lâyık değildir. Bazı insanlar davranışlarıyla hayvanlardan daha aşağı düşerler.
- Sizce insan mı hayvandan üstün, yoksa hayvan mı insandan?
- İnsanlar hayvandan üstün yaratık olmalarına rağmen, hayvanların da insandan üstün tarafları vardır. Meselâ onların içinde hiçbir müşrik ve münkir, hiçbir yalancı-dolandırıcı ve sahtekâr yoktur!
 
OP
sıladayım

sıladayım

Daimi Üye
Katılım
3 Aralık 2009
Mesajlar
15.208
Tepki
27.374
Puan
113
Konum
trabzon
CÜRMÜM İLE GELDİM SANA
Medîne-i münevverede saatçılık yapmakta olan Ali Osman isimli İzmirli bir Türk vardı. Bu zât Medîne-i münevvereye hicret ettikten bir müddet sonra, mesleği olan işi yapmak üzere bir dükkân açmak için izin almaya çalıştı. Uzun süre bunu sağlayamadı. Parası bitti. Bir gece Allahü teâlâya iltica ile yalvardı. O gec...e rüyâsında esmer, kır sakallı, uzunca boylu bir zât;

- Evladım, resmî dâireye girdiğinde sağ tarafında gördüğün şu üçüncü şahsa mürâcaat et. Gerisine karışma buyurdu.

Ali Osman Efendi sabahleyin doğruca denilen şahsın yanına gitti. O şahıs, Ali Osman Efendi'ye;

-Seni Kuddûsî hazretleri mi gönderdi? Git hemen dükkânını aç, işine başla, dedi.

Ali Osman hemen gidip dükkânı izin almış gibi açtı. O şahıs izin belgesini sonradan gönderdi. Bir müddet sonra rüyâsında aynı zâtı gördü. O zât;

-Oğlum bana Kuddûsî derler. Cebine bir hediye koydum, onu al ve amel et, dedi. Ali Osman Efendi uyandığında cebinde Kuddûsî hazretlerinin şu şiirinin yazılmış olduğu kâğıdı buldu:



Ey rahmeti bol pâdişâh,
Cürmüm ile geldim sana,
Ben eyledim hadsiz günâh,
Cürmüm ile geldim sana. Aslım çü bi katre menî,
Halk eyledin andan benî,
Aslım denî, fer'îm denî,
Cürmüm ile geldim sana. Adın senin Gaffâr iken,
Ayb örtücü Settâr iken,
Kime gidem sen vâr iken,
Cürmüm ile geldim sana. İsyânda Kuddûsî şedîd,
Kullukda bir battal pelîd,
Der kesmeyip senden ümîd,
Cürmüm ile geldim sana.
Hadden tecâvüz eyledim,
Deryâ-yı zenbi boyladım,
Ma'lûm sana ki neyledim,
Cürmüm ile geldim sana. Gerçi kesel fısk-ü-fücûr,
Ayb-ı-zelel çok hem kusûr,
Lâkin senin adın Gafûr,
Cürmüm ile geldim sana. Hiç sana kulluk etmedim,
Rah-ı rızâna gitmedim,
Hem buyruğunu tutmadım,
Cürmüm ile geldim sana.

Senden utanmayup hemân
Ettim hatâ gizlü ayân,
Urma yüzüme el-emân,
Cürmüm ile geldim sana. Zenbim ile doldu cihân,
Sana ayân zâhir nihân,
Ey lutfü bî-had Müste'ân,
Cürmüm ile geldim sana. Bin kerre bin ol pâdişâh,
Etsem dahî böyle günâh,
Lâ-taknetû yeter penâh,
Cürmüm ile geldim sana.
..
 
OP
sıladayım

sıladayım

Daimi Üye
Katılım
3 Aralık 2009
Mesajlar
15.208
Tepki
27.374
Puan
113
Konum
trabzon
Hz. Enes (r.a.) anlatıyor:


Resûlüllah (s.a.v.) ile beraber bulunuyorduk. Bir ara azı dişleri görülecek şekilde gülümsedi. Sebebini sorduğumuzda şöyle buyurdular:

...
-Ümmetimden iki kişi Allâh'ın huzuruna gelirler.


Birisi,

-Yâ Rab, benim bunda hakkım var; hakkımı bundan al, bana ver, der.


Allah Teâlâ da ötekine,

- Hakkını ver, buyurur.


Adam,


-Yâ Rab, bende sevap nâmına bir şey kalmadı, der.


Cenâb-ı Hakk,

-Baksana, bu adamın sevabı kalmadı, ne dersin? buyurur.


Adamcağız,

- O halde benim günahlarımdan alsın, der.


Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz bunu anlatırken gözleri yaşardı ve, 'O gün büyük bir gündür. İnsan; günâhının alınmasını ister' dedi.


Bunun üzerine Allah Teâlâ hak sahibine,

-Başını kaldır ve cennete bak, buyurur.


Adamcağız,

- Yâ Rab, inci ile işlenmiş, gümüşten ve altından köşkler görüyorum. Bunlar hangi peygamber, hangi sıddîk veya hangi şehitler içindir? der.


Allah Teâlâ,

-Bunlar, bana ücretini verenler içindir, buyurur.


Adamcağız,

-Bunların hakkını kim ödeyebilir? der.


Hz. Allah,

-Sen istersen bunlara sahip olabilirsin, buyurur.


Adam,


-Nasıl olur, yâ Rab? deyince,


Cenâb-ı Hakk,


-Hakkını bu adama bağışlamakla, buyurur.


Adam,


-O halde ben bunu affettim, der.


Allahü zû'l-Celâl hazretleri de,


-Arkadaşını al, beraberce cennete girin, buyurur.


Sonra Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz,


'Allah'tan korkun, Allah'tan korkun ve siz de kendi aranızı düzeltin. Bakınız, bizzat Hazret-i Allah mü'minlerin arasını buluyor' buyurmuşlardır.
 
OP
sıladayım

sıladayım

Daimi Üye
Katılım
3 Aralık 2009
Mesajlar
15.208
Tepki
27.374
Puan
113
Konum
trabzon
HAYATININ ANLAMI BAKIŞLARINDA GİZLİDİR...
Eski zamanların birinde bir adam hayatın anlamının ne olduğuna takmış kafayı. Bulduğu hiçbir cevap ona yeterli gelmemiş ve başkalarına sormaya karar vermiş. Ama aldığı cevaplarda ona yetmemiş.Fakat mutlaka bir cevabı olmalı diyormuş. Dolaşıp herkese bunu sormaya karar vermiş.

Köy, kasaba, ülke d...olaşmış. Tam umudunu yitirmişken bir köyde konuştuğu insanlar ona Şu karşıdaki dağları görüyor musun, orada yaşlı bir bilge yasar! İstersen ona git. Belki o sana aradığın cevabı verebilir." demişler.

Çok zorlu bir yolculuk sonunda bilgenin yaşadığı eve ulaşmış adam. Kapıdan içeri girmiş ve bilgeye hayatın anlamının ne olduğunu sormuş. Bilge, sana bunun cevabını söylerim ama önce bir sınavdan geçmen gerekiyordemiş.

Adam kabul etmiş. Bilge bir çay kaşığı vermiş adamın eline ve içini de zeytinyağı ile doldurmuş.Şimdi çık ve bahçede bir tur at tekrar buraya gel. Yalnız dikkat et kaşıktaki zeytinyağı eksilmesin, eğer bir damla eksilirse kaybedersin...

Adam, gözü çay kaşığında bahçeyi turlayıp gelmiş. Bilge bakmış, evet demiş Kaşıkta yağ eksilmemiş, peki bahçe nasıldı ?
Adam şaşkın. Ama demiş, Ben kaşıktan başka bir yere bakmadım ki...

Şimdi tekrar bahçeyi dolaşıyorsun kaşık yine elinde olacak ama bahçeyi inceleyip gel demiş Bilge.

Adam tekrar bahçeye çıkmış gördüğü güzellikler büyülenmiş. Çünkü muhteşem bir bahçedeymiş.

Geri geldiğinde bilge, adama bahçe nasıldı ?diye sormuş. Adam gördüğü güzellikler karşısında büyülendiğini anlatmış.

Bilge gülümsemiş ,ama kaşıkta hiç yağ kalmamış demiş ve eklemiş :

"Hayat senin bakışınla anlam kazanır ya sadece bir noktayı görürsün hayatin akıp gider sen farkına varmazsın. Yada görebileceğin tüm güzelliklerin tam ortasında hayatı yaşarsın akıp giden zamanın anlam kazanır... "

"Hayatının anlamı senin bakışlarında gizlidir"Devamını Gör
 
OP
sıladayım

sıladayım

Daimi Üye
Katılım
3 Aralık 2009
Mesajlar
15.208
Tepki
27.374
Puan
113
Konum
trabzon
Peygamber Efendimiz (sav)'in Şeytan'la Konuşması !
Resullullah Efendimiz (sav), İblise şöyle buyurdu : -Ya Ebamürre, acaba senin bir tevbe etmen ve Allah' a dönmen mümkün değil mi ? Cennete girmene kefil olurum. Bunun üzerine İblis şöyle dedi : -Ya Resullullah, iş verilen hükme göre oldu. Karar yazan ka...lemde kurudu. Kıyamete kadar olacak işler olacaktır. Seni peygamberlerin efendisi kılan, cennetin ehlinin hatibi eyleyen ve seni halkı içinden seçen ve halkı arasında bir gözde yapan, beni de şakilerin efendisi kılan ve cehennem ehlinin hatibi eyleyen Allah'tır. Ve O: bütün eksik sıfatlardan münezzehtir. Ve İblis cümlelerini şöyle tamamladı : -İşte bu söylediklerim sana son sözümdür. Ve bütün söylediklerimi de doğru dedim. Evvel, ahir, zahir batın, alemlerin Rabbı olan Allah' a hamd olsun. Efendimiz Muhammed Nebiye Allah salat eylesin. Keza onun ailene de ashabına da ... Amin.
 

Şu anda bu konu'yu okuyan kullanıcılar

    Üst