Hanımlara haberler
ANASAYFA / Forum Hikayeleri / Asude / Asude: 1. Bölüm

Asude: 1. Bölüm

Gayet güzel bir ilk bahar günüydü. Pencerenin dışındaki hayat cıvıl cıvıldı. Güneşe gülümseyen çocuklar, peşlerinde koşuşturan köpekler, yeni yeni çiçeklenmiş kırlar, papatya falı bakan sevgililer.. Bu kadar güzel bir güne böyle bir olay nasıl yakışırdı ki? Ya da böyle üzücü şeyler aynı güne nasıl toplanırdı? Sakin bir gündü dışarıdan bakıldığında. Ama ya şu pencerenin içindeki insanlar için önemi neydi bu günün? Oysa annesiyle bir başına yaşayan Asude bugün işten çıkarılmış ve canından çok sevdiği annesinin ciddi bir hastalığı olduğunu öğrenmişti bugün. Kara kara düşünüyordu pencerenin önünde oturmuş. Gören dışarıyı izliyor derdi. Ama kim bilir hangi düşüncelere dalmıştı. Sonra kalkıp masanın üstünde duran gazeteyi aldı eline ve bir de kalem. İlan sayfasını açıp kendine uyacak olan işleri bir bir işaretlemeye başladı.O sırada çalan telefonun sesiyle birden irkildi umarım kötü bir haber değildir diyerek isteksizce telefonu açtı.Telefondaki ses “Alo!.. Asude hanım ile mi görüşüyorum?” dedi. Asude duraklayarak tedirgin bir ses tonuyla “Evet. Benim siz kimsiniz acaba?” diye cevap verdi. Telefondaki, annesinin tedaviye başlayacağı hastanede çalışan Yasemin hemşire idi. Asude annesi ile gittiği hastanede onlara çok yardımcı olan Yasemin hemşire ile küçük bir sohbette durumunu anlatmıştı. Şu an içinde bulundukları zorlukları biliyordu Yasemin hemşire. Ama arama sebebinin ne için olacağını kestirememiş annesiyle ilgili ters bir şey olduğu korkusuyla dinlemeye başlamıştı.

Yasemin hastanede temizlik işlerinde çalışacak elemana ihtiyaç olduğunu hemen ertesi gün işe başlayabileceğini söyledi. Önce derin bir nefes aldı Asude. Düşüneceğin söyleyip teşekkür ettikten sonra, telefonu kapattığında şöyle bir düşündü. Bu iş belki onun için uygun değildi ama seçim yapmak gibi bir lüksü de yoktu Asude’nin. Ne olursa olsun tam zamanında hızır gibi yetişmişti Yasemin hemşire.

Hemen koşup annesine bu güzel haberi vermeye gitti. Odasına yaklaştığında annesinin hıçkıra hıçkıra ağladığını gördü. “Neden bu benim başıma geldi ne kötülük yaptım ben” diye kendinden geçmişçesine sayıklıyordu. Asude şaşkına dönmüştü. Çünkü doktorlara annesine durumundan bahsetmemelerini rica etmişti. Ama nafile, Semiha hanım onların konuşmasına kulak misafiri olmuş ve ciddi bir hastalığı olduğunu öğrenmişti. Asude annesine sarılarak “Anne lütfen yapma bunu beraberce aşabiliriz göreceksin bak her şey yoluna girecek güven bana” diyerek sakinleştirmeye çalıştı. Ağlamaktan gözleri kıpkırmızı olmuştu annesinin. Kim bilir kaç saattir bu haldeydi ve kendi içerde kara kara düşünürken annesinin hıçkırıklarını duymamıştı bile.

“Bunca zaman ölüm bir gün gelecek diye, bilinçle yaşadım ben kızım. İşte şimdi ölüm kapımda. Hazır değilim. Ölemem. Seni yalnız bırakıp gidemem bu dünyadan.” diye hıçkırarak ağlayan annesine baktı Asude. Gözleri yaşla dolmuştu. Boğazı düğüm düğüm olmuş, buz kesmişti sanki tüm vücudu. “Ağlama” dedi annesine. “Hiçbir şey için boynumuzu bükmedik anne şimdiye kadar. Bu hastalık da bizi yıkamayacak. Aşacağız hepsini. Ağlama sus ne olur!” diye hem ağlıyor hem annesini sakinleştirmeye çalışıyordu. “İşinden de çıkarıldın.” dedi annesi son bir hıçkırıkla. “Hayır” dedi Asude, “Hastanedeki hemşire Yasemin var ya anneciğim, o aradı az önce. Hastanenin temizlik işlerinde bir personele ihtiyaçları varmış. Yarın gidip bir görüşeceğim.” Annesi Asude’nin yüzüne bakıyordu şaşkın bir halde. “Nasıl yani?” dedi. “Sen temizlik mi yapacaksın? Onca okulu okuyup, o diplomaları almak için o kadar zorluğa göğüs gerdikten sonra… Buna asla izin vermem.” dedi annesi net bir ifadeyle. Annesinin tepkisinden ne derece şaşırdığını anlayabiliyordu Asude. O da istemez miydi kendi mesleğini yapsın, kariyeri için yolunu çizsin. Ama hayat çok acımasızdı. Daha lisedeyken babasını almıştı hayat onlardan. Oysa ne çalışkan bir öğrenciydi Asude. O kadar imkansızlıklar içinde bile üniversiteyi kazanıp gitmeyi başarmıştı. Okul sonraları çalışarak giderlerini karşılamaya çalışmıştı. Annesi de çalışıyor ve beraberce hayatlarını idame ettiriyorlardı. Babasının aldığı ev olmasaydı belki de bunların hiç biri olmazdı. Okuyamazdı. Ama şimdi üniversite mezunu, kariyer hedefleyen bir kızdı. Şimdi de annesinin hastalığı baş göstermişti. Üstüne üstlük işten çıkartılmıştı. Hayat Asude’yle dalga geçiyordu sanki. Bu iş onun için büyük bir şanstı ve bu şansı annesi karşıda çıksa kullanmak zorundaydı. Sakin bir dille annesini ikna etmeye çalıştı Asude.

“Anne sadece bir süreliğine. Şu an için bu işe ihtiyacımız olduğunu sende çok iyi biliyorsun. Lütfen sen bunları kafana takma ve güçlü olmaya çalış. Senin için önemli olan moral. Bak ben yanındayım. Senin iyi olman için de elimden ne geliyorsa yapacağım.” dedi. Kızının bu kararına saygı duymak zorunda kalan annesi şartlar yüzünden bu işi yapmasını istemeyerek de olsa kabullenecekti. Anne kız birbirlerine sarılarak uykuya daldılar.

Ertesi gün Asude işe gitmek için hazırlanıp yola çıktı. Dışarıda bardaktan boşalırcasına yağan yağmur altında minibüs bekleyen Asude, bir yandan da işe ilk günden geç kalmanın endişesini yaşıyordu. Gayet cici bir bluz ve etek giymişti. Eski iş yerine giderken olduğu gibi… Trafik yoğun, minibüs kalabalık, hava bunaltıcıydı. Şemsiyesini sıkı sıkı tutarak minibüsten indi. Hastanenin kapısına geldiğinde yanından geçmekte olan arabanın üzerine sıçrattığı çamurla neye uğradığını şaşırdı ve o sinirle arabanın sahibine söylenmeye başladı. “Seeen.. Sen ne yaptığını sanıyorsun be adam? Dikkat etsene. Eteğim mahvoldu. Hay sizin gibi şoförlere ehliyet verenlere. Yürümeyi bilmezsiniz araba kullanmaya kalkarsınız.” diye bağırıyordu Asude. Arabadan inen genç adam “Tamam bağırma özür dilerim görmedim ama sizde de kabahat var geldiğimi gördüğünüz halde kenara çekilmediniz” dedi bunun üzerine Asude daha da sinirlenerek “Sen ne diyorsun be! Hem suçlu hem güçlü derler senin gibilere. Yaptığını beğendin mi? Şu üstümün haline bak. Kim temizleyecek bu eteği şimdi. Acelem de var. Ooooffff!.. ” diyerek çıkıştı. Adam “Tamam ama özür diledik ya neden bu kadar uzatıyorsunuz” dedi ve orada bulunan temizlik görevlisine seslenerek “Bayanla ilgilenin üzerini temizlesin. Kusura bakmayın hanımefendi. Sizin hakaretlerinizi dinlemeye devam ederdim ama daha önemli bir işim var” diyerekten oradan hızla uzaklaştı ve içinden “Şuna bak insan güzelliğine aldanıp hayatını bir anda cehenneme çevirebilir şımarık yaygaracı” diye düşündü, hastanenin kapısına doğru ilerlerken.

Bu sırada Asude adamın bu küstahlığı karşısında sinirden ne yapacağını şaşırmış bir şekilde öylece kalmıştı ki görevli adam bu sessizliği bozdu “Abla gel şurada temizleyelim” demesine kalmadan Asude’nin hışmına uğradı. “Ne ablası be sizi bana parayla mı verdiler? Sabah sabah… Çekil başımdan.” dedikten sonra adama bakarak “Tamam ya!.. Offf… Kusura bakma sinirlendim biraz. Ben hallederim teşekkür ederim” deyip hastaneye doğru yürümeye başladı.

Kapıda Yasemin hemşire, Asude’yi bekliyordu. Yüzünün asık olduğunu ve kıyafetini silkeleye silkeleye geldiğini görünce yanına gidip ne olduğunu sordu Asude’ye. “Densizin teki araba kullanmasını öğrenemeden ehliyet almış. Yanımdan geçerken üstüme başıma çamur sıçrattı. Böylelerinin yeri tarlada traktör başı olur anca.” diyerek adamın etrafta gözükmediğini bildiği halde arkasından bağırdı. “Sus kız bağırma, millet bize bakıyor.” diye kıkırdadı Yasemin. Sonra birbirlerine bakarak gülmeye başladılar. Sevimli kız şu Yasemin diye geçirdi içinden Asude. Biz bu kızla iyi anlaşacağız dedi. Sonra hastaneye doğru yürürken, bir yandan Asude çamuru gizlemek için eteğini arkaya doğru çeviriyor bir yandan da Yasemin’e işle ilgili ne yapması gerektiğini soruyordu. “Seni bizim personel şefinin yanına götüreceğim şimdi. Senden bahsettim ben. Biraz aksi biridir ama huyuna gidersen bir süre sonra belki temizlik işlerinden alır hasta bakıcılığına verir seni. O zaman daha rahat edersin.” diyerek koluna girdi Asude’nin. Hastanenin içine girip şefin odasının olduğu kata çıktılar. Heyecanlıydı Asude. Ve korkuyordu. Annesine bahsederken düşünmemeye çalışmıştı ama haklıydı annesi. Hastanede temizlik, evdeki temizliğe benzemezdi. Garip bakacaktı millet ona. Ama mecburdu, bu işe çok ihtiyacı vardı. Öyle sıradan bir maaş da vermiyordu hastane temizlik elemanlarına. Annesi için bir süre katlanabilirdi buna. En azından kendine uygun bir iş bulana kadar..

Şefin bulunduğu kat sakindi. Koridorun başında iki hemşire sohbet ediyorlardı. Merdivenin bitişiğindeki odanın kapısında da bir adam annesi olduğunu tahmin ettiği bir kadının koluna girmiş onu dengede tutmaya çalışarak içerdeki doktora bir şeyler soruyordu.Bayağı yaşlıydı kadın ve ayakta zor duruyordu. Niye tekerlekli sandalyeye oturtmuyorlar ki diye geçirdi içinden. Acaba annesi de tekerlekli sandalyeye muhtaç mı kalacak? Tüm vücut kalple hayat bulsa da beyinle işleyişlerini gerçekleştiriyordu. Annesi konuşamaz bir halde kendisine bakarken geldi gözlerinin önüne. O sırada yaşlı kadın ve oğlu odanın içine girdiler ve kapıyı kapattılar. Yasemin “İşte bu oda.” diyerek bir odanın önünde durdu. Kapısını çalıp gel sesini duyunca içeri girdiler.

Şef 55-60 yaşlarında kısa boylu hafif kambur ufak tefek bir bayandı. Gözlüklerini burnunun ucuna yerleştirmiş, etrafa gözlük çerçevesinin üstünden bakıyordu. Aksi demişti Yasemin. Aslında saçları boyanmış olmasa beyaz saçlı haliyle tam bir pamuk nine görünümünde gözükürdü diye düşündü. Yasemin, Hatice Hanıma “Personel alımı için size bahsettiğim arkadaşım Asude bu efendim eğer uygun görülürse hastanede çalışmak istiyor” dedi. Hatice Hanım Asude’yi şöyle bir süzdükten sonra “bu çelimsiz kız mı çalışacak yapacağı işi anlattın mı sen buna…iki gün sonra vızıldamaya başlamasın” dediğinde Asude bir anda “Sen ne diyorsun…” diyecekken Yasemin’in kolundan sıkıca tutmasıyla kendine geldi ve “Siz…siz benim böyle gözüktüğüme aldanmayın gayet dayanıklıyımdır emin olabilirsiniz” diyerek durumu toparladı. Hatice Hanım “Eminsin demek” diyerek alaycı bir tavırla gülümsedi ve “Anlat bakalım seni dinliyorum. Kimsin nesin? Nerelerde çalıştın? Neden bu işi yapmak istiyorsun? ” dedi ciddi bir vakarla. Asude ellerinin titrediğini hissetti. Hocalarının karşısında bile sözünü esirgemeyen, dobra kız Asude şimdi bir iş verenin karşısında titriyordu. Şu an bu işe öyle çok ihtiyacı vardı ki ne yapıp edip bu işi almalıydı. Başladı anlatmaya. “Efendim ismim Asude Kalkan. Aslında Biyoloji mezunuyum. Kendi alanımda bir işte çalışıyordum iki gün öncesine kadar. Fakat iş yerindeki toplu çıkarımlar sebebiyle ben ve bir kaç arkadaşımızın işine son verildi. Okuduğum lise, aldığım harici eğitimler özgeçmişimde mevcut buyurun efendim ayrıca…” Şaşkınlıkla dinleyen Hatice hanım Asudenin devam etmesine fırsat vermeden, “Üniversite mezunusun ve temizlik yapmak için mi başvuruyorsun buraya? Kılığına kıyafetine baktığımda da bir terslik olduğunu anlamıştım zaten. Kızım senin burada işin ne?” diye söze girdi. Asude başını eğmişti. Hafiften gözlerinin yaşardığını hissetti. İçinden “Sen sulu göz bir kız değilsin kendine gel. Tut kendini Asude.” diyerek yumruklarını sıktı.”Bu işe ihtiyacım var efendim. Şu an sadece çalışıp para kazanabileceğim bir iş arıyorum.” diye fısıldadı. Hatice Hanım duymuştu söylediklerini duymasına ama “Anlamadım ihtiyacın mı var? Eğer senin gibi deneyimli ve parlak bir özgeçmiş sahibi biri gelip de bana temizlik yapmak üzere beni işe alın derse dururum orda. Bana çıtkırıldım, güçsüz biri değil, bu koskoca hastanenin temizliğini yapabilecek, yeri geldiğinde gece gündüz çalışabilecek bir eleman lazım. Senin gibi çelimsiz, ufak bir kızı niye alayım işe? Önce bunu söyle.” diyerek çattı kaşlarını. Asude kendinden emin bir şekilde “Bakın ben her işin üstesinden gelebilirim. Böyle gözüktüğüme aldanmayın, önceden de söylediğim gibi oldukça dayanıklıyımdır ben. Buna emin olabilirsiniz.” diyerek sert bir bakış fırlattı Hatice Hanıma. Yasemin ise Asude ters bir şey ha söyledi ha söyleyecek diye oturduğu yerde tetikte bekliyor gibiydi sanki.

Sonra Hatice Hanıma baktı. Gülümsüyordu. “Peki… Bekleyip görelim söylediğin kadar dayanıklı mısın? Ama beklentilerimi karşılamazsan haftasına koyarım kapının önüne bilesin. Şimdi Yasemin sana sorumlu olduğun katı ve sorumluluklarını anlatsın. Bu haftayı atlattıktan sonra hala bizimle çalışıyor olursan detayları görüşürüz. Çıkabilirsiniz.” diyerek gönderdi kızları Hatice Hanım. Asude tebessüm ederek teşekkür ederken bir yandan da içinden “Ukala yaşlı kadın” diye geçiriyordu. Arkasını dönerek kapıya doğru yönelen Asude’yi gören Hatice Hanımın gözü eteğindeki çamura yöneldi.Hatice Hanımın bakışlarını fark eden Yasemin durumu kurtarmak adına Asude’yi kapatarak “İlginiz için teşekkürler Hatice Hanım” diyip hızlı bir hareketle Asude’yi odadan çıkardı.

Dışarı çıktıklarında Yasemin’e dönerek ” Şu hale bak ya! Kadın kılığına girmiş Notre Dame’ın Kamburu bana burun bükerek, çelimsiz küçük kız dedi. İnanamıyorum. Daha önce de böyle ukalalarla karşılaşmıştım ama hadlerini bildirmiştim. Dua etsin ki bu işe çok ihtiyacım var yoksa ben bilirdim ne söyleyeceğimi. Bu hastanenin suyundan mıdır nedir bütün arızalar beni buluyor” diye söylenirken kendini tutamayarak gülmeye başlayan Yasemin’i gördü.”Ne gülüyorsun ya aşk olsun ama. Sende mi?” diye sitem etti Yasemin’e. Yasemin gülmeye devam ederek “Öyle deme bence dikkatli bakınca gayet tonton ve sevimli biri. Hatta bak o kadar iyi biri ki eteğindeki çamuru görmesine rağmen hiçbir şey demedi” diyerek kıkırdadı Yasemin…”Aman yaaaa” diyerek eteğini silkeledi Asude. “Arkamdan kim bilir ne düşündü inanmıyorum” diye homurdandı ve koridorda ilerlerken Yasemin’in işle ilgili anlatması gerekenleri dikkatlice dinledi. İlk iş günü için pek de iyi bir başlangıç olmamıştı.
1.Bölümün Sonu

————-

Değerli yorumlarınızı bizden esirgememenizi umuyoruz aşağıdaki linke hikaye ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz…

———

Hikaye : Gülsemin,nk83
Yazan :Gülsemin,nk83

Okypete,elasu,Evli ve çocuklu ve htc_ arkadaşlarımıza katkılarından dolayı teşekkür ederiz…

Hikayemizin ismini güzelleştiren » ѕiѕiмσяεѕ’ arkadaşımıza teşekkür ederiz

Bu hikayedeki geçebilecek kişi ve kurumlar tamamen hayal ürünüdür.Gerçek kişi,kurumve olaylarla hiçbir ilgisi
yoktur.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Bir Tutam Aşk: 6. Bölüm

6.Bölüm Naz heyecanla beklediği sürprizin yaşattığı hüsranın ardından toparlanıp “Senin yapacağın sürprizde bu kadar olur …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir